91-ÖLDÜKTEN SONRA NE OLUR BİLİYORU MUSUN? DOSTUM!
Önce bedenin soğur.
Parmak uçların geceden daha sessiz olur.
Bir hemşire çenen düşmesin diye bağlar ağzını.
Gözkapakların kapanır
Ve dünya son kez dışarıda kalır.
Ve ruh yürür sessizce bilinmeyen yollarda,
Ne mal taşınır yanında ne de unvanlar.
Sadece sevgi kalır avuç içinde,
Bir de kırmadan yaşanmış hayatlar.
Kim bilir…
Belki ölüm bir son değil,
Perdesi aralanmış ikinci bir başlangıçtır.
Sonra seni yıkarlar.
Saçlarının arasından son defa su geçer.
Bir yabancı
Avuç içindeki çizgilere bakmadan
Seni ölüye çevirir.
O anda anlarsın…
Beden dediğin şey
Bir gün başkalarının taşıdığı bir yüke dönüşecek.
Tabutun kapanırken çıkan o tok ses var ya…
İşte insanın dünyayla bağı aslında o kadar ince.
Toprak önce kokunu alır.
Sonra sesini.
Sonra yüzünü.
Dostların mezar taşına su dökerken
Gözlerinden çok omuzları çöker.
Bir insanı en çok
Artık ona anlatacak şeylerin birikmesi öldürür.
İlk gün adın
Evin içinde alçak sesle söylenen bir hatıraya dönüşür.
Önce ayakkabıların yetim kalır kapının önünde.
Ceketinin cebinde unutulmuş bozukluklar
Uzun süre seni bekler.
Tıraş bıçağında birkaç tel sakalın kalır,
Sanki sabah geri gelip aynaya bakacaksın gibi.
Bir müddet sonra
Annen senin odana gizlice girer.
Kirli bir tişörtünü bulur belki.
Yüzünü ona bastırır.
Çünkü bazı anneler
Ölmüş çocuklarını koklayarak yaşar.
Baban güçlü görünmeye çalışır.
Ama gece herkes uyuduğunda
Musluğun başında uzun süre ellerini yıkar.
İnsan bazen acısını
Su aksın diye açtığı çeşmenin içinde saklar.
Sevdiğin kadın
Başka adamlara güler bir gün.
İşte gerçek ölüm budur dostum.
Senden sonra birinin daha
Onun saçlarını kulağının arkasına iliştirmesi.
Fotoğrafların önce duvardan iner.
Sonra telefonlardan silinir.
Sonra sesin unutulur.
Bir insanın sesinin dünyadan tamamen kaybolması
Kıyametin küçük provasıdır.
Bir süre herkes seni arar.
Sonra yavaş yavaş
Kimse dönmeyeceğin gerçeğine alışır.
Ev senden vazgeçmeyi öğrenir.
Yastığına sinen kokun azalınca ölür ikinci kez insan.
Çünkü unutulmak
Toprağa girmekten daha sessizdir.
İlk üç gün
Perdeler bile ağır açılır odalarda.
Çayın buharı boynunu büker.
Annen mutfakta tabağı eksik dizer fark etmeden,
Sonra elleri titrer.
Baban geceleri balkona çıkar,
Sigarasını karanlığa değil yokluğuna yakar.
Sevdiğin kadın Telefonundaki ses kayıtlarını dinler gizlice,
Ölüler bazen bir “alo “nün içinde yaşar çünkü.
Sonra kırkın çıkar.
Hayat arsızdır dostum, devam eder.
Kasap kepenk açar sabah.
Simitçi bağırır sokakta.
Bir çocuk düşer, ağlar, sonra güler.
Otobüsler yine geç kalır.
Dünya… Sen ölmüşsün diye bir dakika bile durmaz.
Ama sen…
Sen artık hiçbir sabaha yetişemeyeceksin.
Kasım sabahı cam buğusuna isim yazamayacaksın.
Sobanın üstünde kızaran kestanenin kokusunu
İçine çekemeyeceksin.
Gece acıkıp ekmeğin arasına peynir koyamayacaksın.
Çorabının teki kaybolunca sinirlenemeyeceksin.
Banyonun aynasında gözlerinin içine bakıp
“Ben ne oldum böyle?” diyemeyeceksin.
Yağmur yağacak.
Mezarlığın üstüne ince ince düşecek damlalar.
Toprağın altında çenenin içine dolacak sessizlik.
Ama sen ıslanmayacaksın dostum.
Çünkü ölüm insanı yağmurdan bile mahrum bırakıyor.
Bir daha denizi görmeyeceksin.
Dalgaların kıyıya vururken çıkardığı o eski sesi…
Hani insan bazen yaşamak istemese bile
Denizi görünce içi yumuşar ya…
İşte onu bir daha hissedemeyeceksin.
Bir serçenin telaşını,
Sabah ezanından önceki maviliği,
Bayram sabahı kolonya dökülen avuçları…
Hepsi dünyada kalacak.
Sen kalmayacaksın.
Kışın ilk mandalinasını soyamayacaksın.
Sıcacık ekmeği iki elinle bölüp
Buharını yüzüne tutamayacaksın.
Yeni alınmış bir kitabın sayfalarını
Meraklı gözlerle parmaklarınla çeviremeyeceksin.
Gece herkes uyurken mutfağa gidip gizlice su içemeyeceksin.
Bir daha hiçbir filmi yarıda bırakıp
“Yarın devam ederim” diyemeyeceksin.
Çünkü senin yarının yok artık.
Pencerelerde ince ince kayacak bakışmalar.
Bir kadın saçlarını toplayıp koşacak sokakta.
Toprak ıslanacak. Islak asfalt çocukluğunu kokutacak belki.
Ama sen bir damla bile değmeyeceksin dünyaya.
Güneş omzunu yakmayacak artık.
Denizin tuzu dudaklarında kurumayacak.
Ayakların sıcak kumda gömülmeyecek.
Bir martının göğe çizdiği beyazlığı
Başını kaldırıp izlemeyeceksin.
Bir daha hiçbir çiçeği koklamayacaksın dostum.
Gül avuçlarında açmayacak.
Leylak kokusu bir bahçeden taşacak
Ama sana ulaşamayacak.
Sabah ezanıyla uyanan kuşların
Titrek seslerini duymayacaksın.
Bayram sabahı erkenden kalkıp
Ütülü gömlek giyemeyeceksin.
Çocukların avuçlarına şeker bırakamayacaksın.
Pazarda inciri eline alıp “Bunun iyisi kokusundan belli olur” diyemeyeceksin.
Ve bir kurban bayramında
Artık sen bıçağı tutmayacaksın dostum.
Çünkü kurban sensin.
Bir süre sonra birinin dilinden yanlış zamanda düşeceksin...
“Ne iyi adamdı…” Sonra konu değişecek.
Çaylar tazelenecek. Hayat devam edecek.
İnsan en çok buna kırılıyor işte, öldüğüne değil,
Dünyanın sensiz de güzel kalabildiğine.
Ve bedenin…
Ah dostum, bedenin…
Bir süre sonra toprak altında kendini yemeye başlayacak.
Gözlerinin yerini karanlık dolduracak.
Dilin çürürken yarım bıraktığın cümleler de çürüyecek.
Bir zamanlar seni öpen dudaklar kemiklerine dönüşecek.
Hatıraların bile bir gün
Eski bir fotoğrafın sararması gibi solacak
Mezar taşına yağmur vuracak yıllarca.
Yazılar silinecek.
Otlar büyüyecek üstünde.
Belki bir gün mezarının yanından geçen bir çocuk
İsmini yanlış okuyacak.
Ve dünya
Hiç utanmadan devam edecek.
Birileri âşık olacak.
Birileri kahkaha atacak sokak ortasında.
Bir bebeğin ilk dişi çıkacak.
Bir adam sevdiği kadına çiçek alacak.
Bir film vizyona girecek.
Bir şarkı herkesin diline düşecek.
Ve sen
Bunların hiçbirini bilmeyeceksin.
Çünkü kurbansın dostum.
Sıranın sana geldiğini anlamadan
Kesilmiş bir ömürsün.
Şimdi hâlâ nefes alıyorken geceyi küçümseme.
Anneni ara. Babanın omzuna dokun.
Sevdiğine sarılırken acele etme.
Bir çiçeği koparma, sebepsiz kokla.
Yağmur başlayınca kaçma.
Yağmurda biraz yürü.
Bir kediyi kucağına al
Denize gir.
Gökyüzüne uzun uzun bak.
Çünkü bir gün toprak sesini yutacak
Ve dünya sen yokmuşsun gibi dönmeye devam edecek.
22.06.2025
Kayıt Tarihi : 2.06.2026 15:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!