Ali Fırat Dicle: Hakkında ziyaretçi görü ...

Ali Fırat Dicle
190

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

  • Ali Fırat Dicle
    Ali Fırat Dicle 07.08.2026 - 13:48

    Kimseye Yük Olmadan Gitmek (Vedam)

    Ne yazın o nefes kesen sıcağında kurusun dudaklarım ne de kışın ayazında titreteyim ardımdan kalanları. Mevsim, ılık bir eylül sabahı gibi şefkatli olsun ya da nisan yağmurlarıyla yıkasın yorgun adımlarımı. Kimsenin alnından ter damlamasın mezar taşıma, kimsenin eli üşümesin küreği tutarken avuçlarında.
    Pazarın o dingin sabahını benimle bölmesin dostlar. Bütün hafta yorulmuş bedenlerin dinlendiği güne gölge düşmesin. Haftanın ilk gün yorgunluğuna düşmesin adım, neme lazım trafikte sinirler gerginken kimse acı bir haberle irkilmesin. Belki sıradan bir çarşamba olsun ya da sakin bir perşembe günü. Hayat kendi ritminde akarken sessizce çekeyim aradan kendimi.

    Sabahın kör karanlığında çalan telefonlarla ürkütmeyeyim yürekleri. Güneş daha yeni uyanmışken kara haberle güne başlatmayayım kimseyi. Öğle telaşında lokmalar dizilmesin boğazlara. Akşamın yorgunluğu üstüne, evine dönme telaşındaki insana dert olmayayım. İkindi serinliği çöksün şehre, gölgeler yavaş yavaş uzarken günün en telaşsız, en usul vaktinde çıkayım o son yola.

    Sade bir veda olsun benimkisi gürültüsüz ve iddiasız. İyi olsun ölümüm, yaşadığım hayata en nazik teşekkür gibi. Kimse incinmesin, kimsenin boynu bükük, kalbi kırık kalmasın ardımda. Gider ayak bir ah almak, omuzlara ağır bir yük bırakmak istemem. Sessizce kapanan bir kapı gibi, usulca sönen bir mum gibi olsun. Rüzgârın alıp götürdüğü kuru bir yaprak kadar hafif, güzel bir günde, o en güzel zamanda olsun elvedam.

    Gölgenin boyu uzar, sokaklar usulca durulur. Gökyüzü altın sarısı bir tülle örtünür ikindi vakti. Hayatın ne tam başladığı ne büsbütün bittiği o arafta, kimsenin koşturmacasına basmadan süzülür zaman. Yaşamak nasıl ince bir zanaatsa, veda etmek de işte öyle zarafetle olmalı.

    Arkada kalanlara ne bir yük ne ağır bir hüzün faturası bırakılmalı. Sadece “Güzel yaşadı ve usulca göçtü” dedirten bir sükûnet kalmalı geride. Ne mevsimin öfkesi düşmeli adımlarımın üstüne ne de bir haftanın o yorucu, telaşlı gürültüsü. Sıradan bir günün kalbinde, kimseyi yormadan, sanki yan odada tatlı bir uykuya dalar gibi çekilmeli insan.

    Çünkü veda, bir ömrün kaleme aldığı en son hikâyedir. Ve o son sözler hiç bağırarak söylenmez aslında. Bazen akşamüstü esen hafif bir rüzgâr fısıltısıdır, bazen yaprağın toprağa dokunduğu o sessiz an. Her şeyin yerli yerinde durduğu, kalplerin sükûnete erdiği vakitte ölüm de, tıpkı yaşanmış hayat gibi, kimseyi incitmeyen nahif bir şiir olup tamamlanmalıdır.