Uçsuz bucaksız enginlerde ben bir denizaltı olsam
Ruhum daraldığı vakit dalıp gitsem denizin dibine
Pehlivan bir balinayla güreş tutup el ense çeksem
Rakibi gücendirmeden heybetli sırtını çalsam yere
Azgın köpek balıkları muhabbet için peşime düşse
Bir kişi alacaksa bir kızı
Ne diye bin kişi ister
Derinden yürek ağrısı
Sanki olasılık mı dinler
Bir deli kuyuya taş atsa
Safranbolu eski çarşıda
Evler birbirine yapışık
Bir çıkmaz sokakta
İnsanlar tarihe âşık
Geçiyorsun semercileri
Hoş geldin deniz kızı
Şeref verdin kıyıma
Sen denizlerin ışıltısı
Buyur gel soframa
Belli ki yorgunsun
Şımartmış seni Romalılar
Firavunun taşını çalıp
Sultan Ahmet’e koymuşlar
Benim şu yalan dünyada
Bir çakıl taşım bile yokken
Seninse öyle ulu orta
Bizim çocukluğumuz ucuzdu
Oyuncak istemezdik kimseden
Sokaklar tıka basa doluydu
Oyuncak, hani o en güzelinden
Tıpkı define arar gibi dikkatli
Temizlikçiydi kantinde
Elden geçirirdi masaları
Simsiyah kalırdı geride
Zavallı ekmek ufakları
Zıpkın gibi delikanlı
Ben bulutları çok severim
Gökyüzünde bulut gördükçe
Tıpkı çocuklar gibi sevinirim
Yalandan beyaz yelkenlerim
Göğün tepesine doğru açılır
Gezinirim engin maviliklerde
Ben en çok burnunu sevdim
Hani var ya biraz uzunca
Aşkın gözü kör mü dersin
Senden güzeli yok cihanda
Hep bir eda var yüzünde
Şu Kayseri şehrinde
Yıllardır bir hüzün yaşar
Adı Gevher Nesibe
Babası II. Kılıçaslan
Selçuklu hükümdar
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!