Ereğli’de bir küçük mağara
Güya cehenneme açılır
Ne de korkunç manzara
Ağzından cehennem saçılır
Şu bizim Herkül’e demişler
Başka topraklara benzemez
Her taşın altında bir çılgınlık
Tarih yazıp çizmekle bitmez
Tarihe doyar bütün insanlık
Herodot öyküler anlatır
Unuttum seni sanma sakın
Unutulur mu hiç o sıska çocuk
Sanki daha dün gibi yakın
Sen öğrettin bana okumayı
Olur olmaz hayaller kurmayı
Geçiverdi yıllar su gibi çabuk
Şımartmış seni Romalılar
Firavunun taşını çalıp
Sultan Ahmet’e koymuşlar
Benim şu yalan dünyada
Bir çakıl taşım bile yokken
Seninse öyle ulu orta
Hoş geldin deniz kızı
Şeref verdin kıyıma
Sen denizlerin ışıltısı
Buyur gel soframa
Belli ki yorgunsun
Bir kişi alacaksa bir kızı
Ne diye bin kişi ister
Derinden yürek ağrısı
Sanki olasılık mı dinler
Bir deli kuyuya taş atsa
Bizim çocukluğumuz ucuzdu
Oyuncak istemezdik kimseden
Sokaklar tıka basa doluydu
Oyuncak, hani o en güzelinden
Tıpkı define arar gibi dikkatli
Ben en çok burnunu sevdim
Hani var ya biraz uzunca
Aşkın gözü kör mü dersin
Senden güzeli yok cihanda
Hep bir eda var yüzünde
Temizlikçiydi kantinde
Elden geçirirdi masaları
Simsiyah kalırdı geride
Zavallı ekmek ufakları
Zıpkın gibi delikanlı
Ben bulutları çok severim
Gökyüzünde bulut gördükçe
Tıpkı çocuklar gibi sevinirim
Yalandan beyaz yelkenlerim
Göğün tepesine doğru açılır
Gezinirim engin maviliklerde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!