Bir bina vardı bayırın altında
Ve yaşlı bir adam çatıda
Daha önce hiç rastlamadım
Hatta adını bile duymadım
O gün ilk ve son defa
İşte karşımda Amasya
İlk defa geçiyorum
Bir yabancıyım bu yollarda
Seyredip bakıyorum
Amasya bir küçük şehir
Dün alaca karanlık vakti
Ben bir kâbus gördüm
Kulağım tuhaf bir ses işitti
Işıklar saçıldı gözlerime
Aksakallı bir ihtiyardı gördüğüm
Başında delidolu bir rüzgâr
Öyle püfür püfür eser
Adamın iliklerine kadar
Zehir gibi mavi soğuk işler
İhtiyar yüzünde mağrur bir gurur
Uçsuz bucaksız enginlerde ben bir denizaltı olsam
Ruhum daraldığı vakit dalıp gitsem denizin dibine
Pehlivan bir balinayla güreş tutup el ense çeksem
Rakibi gücendirmeden heybetli sırtını çalsam yere
Azgın köpek balıkları muhabbet için peşime düşse
Safranbolu eski çarşıda
Evler birbirine yapışık
Bir çıkmaz sokakta
İnsanlar tarihe âşık
Geçiyorsun semercileri
Hoş geldin deniz kızı
Şeref verdin kıyıma
Sen denizlerin ışıltısı
Buyur gel soframa
Belli ki yorgunsun
Beni kaldırmak ister sıcak yataktan
Yerin dibine batasıca çalar saat
Soğuk mahpusta zalim gardiyan
Hiç usanmadan deli eder adamı
Tepemde zil çalar bir asık surat
Muhteşem Ayasofya’nın koynunda
İstanbul’un gözlerden uzak köşesi
Yıllanmış duvarlar arasında saklı
Sessiz mekan Caferağa Medresesi
Geniş taşlarla döşenmiş küçük avlu
Kadıköy içinde bir boğa yaşar
Bir yanında Altıyol bir yanında bahar
Öfkesi tunç başından taşar
Garibin canı desen burnunda
Keskin boynuzları mızrak olmuş
Şimdi ha vurdu ha vuracak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!