Ara sıra camiye giderim
Keşke hep gidebilsem
Engel olan yok bilirim
Ama biraz gevşeğim
Biraz da sersem
Başında delidolu bir rüzgâr
Öyle püfür püfür eser
Adamın iliklerine kadar
Zehir gibi mavi soğuk işler
İhtiyar yüzünde mağrur bir gurur
Her şey bir resminle başladı
Ne diye gösterdilerse seni bana
Hiç unutur muyum o bakışı
Bir resim nasıl da dokunur insana
Görseydin eğer buhar olurdum
Şu bizim ev sahibi
Amma fiyakalı adam
Meşhur Arif Edendi
Şimdi çıkar kapıdan
Ayda bir uğrar
Her şey okulda başladı
Farkında mıydım bilmem
Yerim en arka sıraydı
Nasıl oturduysam artık
Hiç kalkmadım yerimden
Uçsuz bucaksız enginlerde ben bir denizaltı olsam
Ruhum daraldığı vakit dalıp gitsem denizin dibine
Pehlivan bir balinayla güreş tutup el ense çeksem
Rakibi gücendirmeden heybetli sırtını çalsam yere
Azgın köpek balıkları muhabbet için peşime düşse
Safranbolu eski çarşıda
Evler birbirine yapışık
Bir çıkmaz sokakta
İnsanlar tarihe âşık
Geçiyorsun semercileri
Beni kaldırmak ister sıcak yataktan
Yerin dibine batasıca çalar saat
Soğuk mahpusta zalim gardiyan
Hiç usanmadan deli eder adamı
Tepemde zil çalar bir asık surat
Kadıköy içinde bir boğa yaşar
Bir yanında Altıyol bir yanında bahar
Öfkesi tunç başından taşar
Garibin canı desen burnunda
Keskin boynuzları mızrak olmuş
Şimdi ha vurdu ha vuracak
Muhteşem Ayasofya’nın koynunda
İstanbul’un gözlerden uzak köşesi
Yıllanmış duvarlar arasında saklı
Sessiz mekan Caferağa Medresesi
Geniş taşlarla döşenmiş küçük avlu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!