Dünyalık saltanat arzun emelin
Ulaşmaz mazluma ayağın elin
Biri cihat dese kırılır belin
Neden korkuyorsun taptığın Hakk’sa
İşte ondan esir Mescid-i Aksa
Fani aşktan baki aşka
Yönelir hep demez keşke
Kimseye nefsinden başka
Zararı yok, âşıkların
Bilir sormaz niçin, neden?
Dünya bataklığına düştüğüm günden beri,
Çırpındıkça çamura bulandım, Ya Muhammed!
Günahlar deryasına az menfaat uğruna,
Utanıp, sıkılmadan dalandım, Ya Muhammed!
Dinle öğüdüm var ey nefsim sana!
Mana denizine dalıver gitsin.
Mansur gibi enelhak firaşına,
Ölümü göze al, yatıver gitsin.
Bir dertli hastasın, kaçma şifadan.
Melekler oynaşır minik yüzünde.
Yanağında gonca güller ne güzel!
Manalar belirir tatlı sözünde.
Körpecik ağızda diller ne güzel!
Çıngırağı değil kalbimi tutar.
Hayat baştanbaşa kurulu tuzak,
Av ise tuzağı düşünce görür.
Dünyaya kapalı gözlerden uzak
İzbe bir köşede A. Öztürk ölür…
Eylül 1996
Paslı direklerde kirli ışıklar
Yanıp sönen lamba arsız sevgili
Yolda kümelenmiş sarhoş âşıklar
Kalkmıyor kolları dönmüyor dili
Şehvet acuzesi Pompei gibi
Geceler kıskanır siyah saçını,
Beni acılara boyarsın Lude!
Neşe verip bir gülüşle aleme,
Ruhumu burgu burgu oyarsın Lude!
Sen de yar
Gönlüm kaldı sende yar
Her gelen kazma sallar
Kır kalbimi sen de yar
Ne kadar cevr etsen de
Yine gönlüm sende yar
Hasretin gönlümü üzüyor gülüm.
Ruhuma saplanan bir oksun diye.
Gece sessiz sessiz uzuyor gülüm.
Etraf hep karanlık sen yoksun diye.
Yoksun, yoksun, yoksun. Bu yokluğa ben,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!