yüzün solmuş sonbaharın hazanı
gönlün olmuş karakışın akşamı
olmuşsun sen artık sen be güzelim
loş ışıklı alemlerin şaşkını
vur patlasın çal oynasın havası
nasıl bir kış var ki böyle
fırtına yağmura karışmış
caddelerde sokaklarda
öbek öbek göl oluşmuş
hem yağıyor hem esiyor
bir zamanlar kapak resmi olan aşkımız
vurgun yedi rafta tozlu albüme döndü
sen sılada elde ben gurbette şaşkınız
gönül yürek ruhlarımız yandı ha yandı
hayaller kurardık türlü biz çok mutluyduk
muhabbetsiz sevgi mehtapsız gece
gibi sıkıcıdır huzur bulunmaz
bülbül gonca güle mecnun leylaya
muhabbet duymazsa aşkla dolamaz
gecemin mehtabı mecnunum leyla
derdim bir değil de bine ulaşsa
hasret özlem çile cana doluşsa
ömrüm hazanlara dönüp dökülse
vazgeçemem senden bil ki sevdiğim
güzel olan tüm güzellik
senin yaşamına dolsun
dertler çileler görmesin
güzel geçsin senin ömrün
sen layıksın güzelliğe
terk edilmiş üzülürsün
dalgın dalgın gezinirsin
mükemmelsin çok güzelsin
sen layıksın sevilmeye
ne gerek var üzülmeye
gurbet deşerken derdimi
hasret yakarken bağrımı
tabibler gibi merhemi
sürüp kapattın yaramı
unutturdun tüm derdimi
gönlüm coşmuş deli divane sanki
gezer ortalıkta sarhoş misali
bir berdoş gibide perişan hali
dermansız kalıyor bütün dertleri
dertlerim dermansız olmasın benim
kara kışta sen baharsın
tatlı ılık hoş rüzğarsın
serinleten bir yağmursun
kıra güzellik verensin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!