aklı ilah sayan bilim dehası
ilminde ihsanı fark edemezsin
evrende bulunur yetmiş bin alem
bir ademde hepsi sen göremezsin
her alemde ayrı sırlar doludur
ömürden gidiyor bütün hep günler
nerde hani geçip giden o dünler
solar sonbaharda dalında güller
bahar gelir başka tomurcuk açar
ey sevgili bırak artık inadı
gel gidelim bağlara
gülle sohbet edelim
seher vakti bülbüle
selam verip dönelim
ulaşalım kırlara
bağırsan da çağırsan da
avaz avaz haykırsan da
çekip beynimden vursan da
gitmiyorum kapındayım
yalan değil bu bir gerçek
acıları dinmez oldu
dertli dertli inler gönlüm
uzak gurbet diyarına
gittin gideli de yarim
yüreğim aşkın korunda
gülüm benim pınar suyum
yavru ceylan gibi huyun
nede çabuk geldi uykun
uyudun uyanmıyorsun
sanki dün geldin dünyaya
nidayı bülbülün namesi güle
ismin fermanını yazıyor dile
beden ayrılığın dolu bir yele
kapılmış savrulur diyarı ele
derman durur dertten uzak
hasret özlem gurbet tuzak
oturakta efkar yazak
yazak nazlım efkar yazak
hasretin gülleri solgun duruyor
gurbette ayrılık kötü vuruyor
feryadım çok amma kimse duymuyor
derdimin dermanı merhem olmuyor
bilmezdim ayrılık bu kadar acı
bağırmak boşuna feryat boşuna
ecel gelip cana gel gel deyince
servetinle malın fayda eylemez
ruhun bu dünyaya bay bay edince
fıtratın bakidir varlığın fani




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!