Maneviyat Üniversitesi
Maddi ve laik bir eğitim bakın görün neler yaptı bize.Gün geçmiyor ki medyada bir haber çıkmasın.Toplumumuzun nasıl dejenere edildiğini, maddeci, çıkarcı bir nesil yetiştirdiğimizi gözler onüne sermesin.
İslam medeniyetinin üstün asırlarında örnek insan toplumu nereye gitti..Ahlak, erdem abidesi İslam insanı Batı’nın ahlak değerlerini nasıl benimsedi sanırsınız…
200 yıldır yönümüzü doğudan batıya çevirdik.’Işık doğudan gelir’ diyen düşünürümüze karşın
kötülüklerin vatanı olarak doğunun anılması ne büyük talihsizlik. Ülkemizde kendilerine Batı Çalışma Grubu diyen bir ihtilal grubunun bu adı alma gerekçesi olarak doğunun şerlerin kaynağı gösterilmesi ne büyük şerefsizlik.
20.07.13 (CUMARTESİ)
Başım hafif ağrıyor. Cereyanda kalmış olacağım. Yunus gelecek. Uyanıp uyanıp uyuyorum. Oğlanın telefonu çalıyor iki de bir. Meğer alarmını kurmuş. Telefonu ortada gördüğüm için yeleğimin cebine koymuşum.
Hatun sakin. Aradan sesini yükseltiyor ama engelliyorum. Bakalım ne kadar sürdürebileceğiz. Akşam İhsan’la iftar yaptık baba oğul. İyi de oldu. Doymayacağım korkusuyla biber kızarttı. Bir ton yağ koymuş. Sesimi çıkartmadım. Annen onunla bir kızartma daha yapar dedim. Sofrayı güzelce kurdu ben kaldırdım. Akşam namazını kıldık dizi seyrettik. Sonra teravihi kıldık.
Dünyayı algılamaya çalışıyorum. Günlük yazmam da ondan. Denemelerim de o amaçlı. Akşamları bazen şiir yazabiliyorum. Arkadaşlarımdan biri TV programı yapıyor. Onu tanıyamadım. Adı zikredilince hatırladım. Çok değişmiş. Facebook’u varmış. Oradan iletişim kurabilirim sanırım. Bu program beni çekmişti. Programcının tipini de beğenmiyordum. Ama entelektüel tipleri çıkarıyordu ekrana. Güzel ilahiler de söylüyorlar. Hu isimli şiir kitabı çıkaran şairi kıskandım. Her bir şiiri gusül abdesti alarak yazmış. Allah’ın isimleri üstüne. Keşke benim de öyle bir kitabım olsa. Ben de efendimizin şiirini yazmak isterim.
MÜFREDAT VE HAYAT
Hayattan kopuk müfredat. İletişim adına saçma sapan, hayatta hiç işe yaramayacak bilgilerin zorla öğretilmesinin ne amacı var, ne mantığı. Tolumda iletişimsizlik kanser gibi şifasız bir hastalık haline gelmiş, biz kalkmış, onun yerine bir sürü saçmalıklar uydurmuşuz. Yazanın bile doğru dürüst bilemeyeceği, öğretmenin de neye yaradığını keşfedemediği bu papağanca ezberleri müfredata sokmuşuz.
Yalnızca bu mu? Daha yüzlerce hayattan kopuk, öğrenciyi eğitimden soğutan, akademisyen zırvaları eğitimi felç etmiş durumda. Zaten alabildiğine teorik olan eğitim bu yönüyle de iyice ütopik bir karaktere bürünüyor.
Sayısal dersler öğrencinin anlayamayacağı denli zorlaştırılıyor, sözel dersler ezbere mahkum ediliyor, öğrenci bu iki cendere arasında sıkışıp dururken, tek çarenin kopya çekmek olduğunu anlıyor ve bu can simidine balıklama atlıyor, biz öğretmenler de güya eğitim yaptığımızı sanarak aldanış içinde günlerimizi geçiriyoruz.
BÜYÜK DESTAN
Lanetler savuruyorum Firavunlara
Nemrutlara
Ülkemi yıkan zalim Firavunlara
Nemrutlara
Tarihte Bir Esrik Zeytin
Ben o zeytinin dalından
Ne özlemler biriktirdim
İnce zarif akşamında
YAKARIŞ
ayak izlerini öptüm masumiyet denizinde
uzun yolculuklardan sonra nihayet
karanlıklara doğan aydınlıklar denizinde
DÜŞ KUŞLARI
Takındım kanatlarımı uçan at
Şiir yalnızlığımın sesi
M e l a n k o l i s i
Sonsuzlukların yitik yolsuzu ey
AŞK SÖZLERİ
(2.BÖLÜM)
Aklığına yakışmayan bendiysem
Seni alıp akışmayan bendiysem
(3.BÖLÜM)
Şehrazat susuyor
O sözlerden damıtılmış bir inci sanki
Şehrazat gülüyor
O can halkasından bir inci sanki
BEKLEYİŞ
Bir gece yarısı ışıklar soluk ve korkulu
Yanıyor odamın gece lambası
Umutlar kuşlara kuşlara




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim