Bu kar sesleri bu kar sesleri
Nefesleri karanlığın ışık
Karanlığın ışık nefesleri
Bu kar sesleri bu kar sesleri bu kar
20 Haziran 13(Perşembe)
Yunus’lar sınava girdi. İbrahim Bey senin oğlun çok başarılıymış dedi. Türkçe öğretmeni söylemiş. Talha aynı başarıyı gösteremiyor. Neden acaba? Çocuğu suçlamak yanlış. Ailesi parçalanmanın eşiğinden döndü. Çocuk ne yapsın travmayı atlatmak kolay mı? Hele o yaşta.
Bahçede oturduk kursun girişinde. Püfür püfür esiyor. İhsan teyzemin oğlu. Oldukça da konuşkan. Muhabbeti sürükleyici. Yıllarca görmedik. Ona liseye giderken ders çalıştırmıştım. Şimdi torun torba sahibi olmuş. Zabıta emeklisi. Bir oğlu üniversitede okuyor Nevşehir’de. Bir oğlu lisede. En büyük çocuğu kız. Damadı antik kapı sorumlusu. Dünürü menzil sofisi. Ne mutlu ona. Tatile götürmedi diyor vakıf. Müdür onun yeğeni. Soracağım ona diyor.
İbrahim beye telefon ettim müsaitsen gel diye geldi. Biz o arada çocukların sınava gidişini izledik. Ahmet hoca onlarla gitti. Ben gidemedim oğlan istediği halde. Tansiyonum düştü. Su içtim art arda. Sonra İbrahim Bey geldi. Çay içtik. Sohbet ettik dereden tepeden. Bilal’in vefasızlığından. Bilal dedimse şu bizim Bilal. Daha yakın zamanda Samsun’dan geldi. Dayısı Fahrettin Bey doktor arkadaşımız. Bizim hayırsız amcaoğlu iş vaadiyle çağırmış onu. Olmamış o iş. Atık imha yeri işinden vazgeçmiş. Bu da çevre mühendisi neler yaptık onu belediyenin müteahhidinde işe başlatmak için.
Ben abim dayısı kaç kez şifahi görüşme yaptık. Sonunda oldu. Bilal evlendi ev satın aldı bize komşu oldu ama bizi evine davet etmedi. Yazık. Kaç kez gelelim dedik olmadı. Müsait değilmiş. İbrahim Bey telefonda sitemimi aktarıyor. Haklı o diyor benim için. Haklı demek yetmiyor. Vefa nerde kaldı vefa.
İbrahim Bey’de geldiğinde ne evi vardı ne arabası. Şimdi ikisine de kavuştu beş yılda. Evi TOKİ’ den almış. Ev geciktiği için bir de 9 bin TL para almış. Ona çocukların biriken burs parasını katmışlar.
19.03.13
Sesinin yumuşak tonuna rağmen bıktırdı. Güçlü öykü deyip duruyor bitevi. Bu tabir pek çiğ. Yeni mi uydurdu yoksa. Bıktırıcı uzunlukta sunumuna bir de bıktırıcı tekrarlar ekliyor. Bilge kraliçe sanıyor kendini. Ulusal jüri diyor kendine. Ulusalcılar türediğinden beri bu sözcükten nefret ediyorum. İlginç biri olmasına rağmen bıktı millet. Kendini beğenmesinden gına eldi bize. Sunumu yorumlayarak anlatmasına rağmen bö geldi derler ya işte öyle.
Haddini bilmek ne güzel şey. O da bizde yok. Gerçekten yetenekliler keşfedilmeyi beklerken böyleleri ortada fink atıyor. Sen diliyle anlatım varmış öyküde. Bu bilgiç kadın yumurtladı onu da. Ben merkezci öyküden başka, şimdi de sen merkezci öykü mü? Bazıları modern hikaye eklemiş durum hikayesiyle olay hikayesine…
Bir hikaye kuruyorum kafamda. Yazmak isterken sıkıcı toplantı bitiyor. Bu azabın bitmesine sevinsem, yoksa hikayeye başlayamamanın acısına mı üzülsem bilemiyorum.
'Ramazan Konuşmaları'nı temize çekmem lazım. Öykücülüğü erteliyorum emeklilik günlerine. Belki roman da yazarı. İyi bir meşgale olur. Geçen Ramazan-ı Şerif’te her gece bir şiir yazmıştım, bir şeyeler zorlamıştı da beni. Ne olduğunu bilemiyorum.
22.01.13
İkinci günlüğümü yayınladım. Önce antoloji.com da, sonra bengisu sanatta. Kâmil’in bana yaptığı siteyi arıyorum yok. Google tanımıyor. Eski sitemi buldum.www.bengisusanat.tr.tg. Yıllar önce yapmıştım.Bir kaç şiir bir resim bir yazı koymuştum.Şimdi de günlüğümü ve ilave birkaç şiir yayınladım.
Şifreyi unutmuşum. Meğerse o benim ilk şifremmiş. Bana ait bloğ da varmış. Fazla geliştirmemişim. Kaybettiği çocuğunu bulan anne gibi oldum.
Seminere gidiyoruz. Eski okuluma. Akıllı tahtayı öğreniyoruz. Video resim kesme biçme. Ses ve yazı müzik ekleme. Ne zor işlermiş yahu. Ah gençlik… Erken gelmişiz dünyaya. Öğrencilerimiz bizden kat kat iyi biliyor.
31.04.13
Dün tam bir aksiyon içindeydik. Bir yandan cenaze, beri yandan misafir, öte yandan Allah dostunun gelişi.90’lık eniştemiz göçtü. Kimseye zararı yoktu. Kimseye zararlı olmayan yararlı insandır fehvasınca rahmetle yad ettik kendisini.
Abim aradı haber verdi büyük abimle yola çıktık. Yarı yolda yengem aradı. Kızının hastaneye yattığını sezaryenle doğum yapacağını bildirdi. Büyük abim izin istedi. Yolda Amcamlara uğrayıp cenazeden haberleri olup olmadığını sorduk yoktu. Onları da aldık.
Annemlere uğradık. Onların da haberi yok. Halamı aldık. Yola çıktık. Garip kuşun yuvasını Allah yapar dedim ben. Buraya uğramamızın nedeni bu gariban halammış.
BİR APTALI SEVEBİLİR MİSİN
Bir aptalı sevebilir misin bana söyle
Bir aptalı ne kadar sevebilirsin bana söyle
Buna daha ne kadar katlanılabilir söyle
Bu aptallık daha ne kadar sürdürülebilir söyle
ŞAKKUL KABER
Ay doğdu ay doğdu
Ortasından ikiye bölünerek doğdu
İki şakkaderek doğdu ay
KAR ŞİİRİ 2
anne benim babam nerede
senin baban yok çocuğum
senin baban öldü çocuğum
SONSUZ ŞARKI
Konuşan kalabalıklar dünyasında
İlgisiz kalabilmişim nasıl da hayata
Takılmış kalmışım gözlerinin ağına
Son Osmanlı şarkılarını söylemekteyim
SEVGİLERİN KEDİSİ
-Sevgili kızım Rabia Betül’e-
Gir can evime yat orda asude ve rahat
Sevgimi yorgan edip yüreğinin üstüme




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim