MEHLİKA
Mehlika sultana ben de âşıktım
Bende katıldım o maceraya
Aldandım
Düşüp kara sevdaya
14.04.13 (Pazar)
Dün İzmit e gittim. Hoş her gün İzmit’teyim ya.10 yılı aşkın buradayım bu ilçede ama günlerim İzmit’te geçiyor. Bu ilçe beni sıkıyor. İlla ki doğup büyüdüğüm kentte olmak. Burası benim dayımın semti. Rahmetli burayı çok severdi.
Ben nereden buraya geldim ve neden. Onu şimdi anlatmayacağım. Oldu bir kere işte. Ne siz sorun, ne ben söyleyeyim. Öyle işte.
İzmit benim yuvam. Yıllarca yuvamdan ayrı düştüm. Önce eğitim, sonra öğretmenlik. Aşağı yukarı bir yirmi yıl. Adapazarı, Erzurum, İstanbul ve Ankara. İşte benim yaşadığım diğer kentler. İstanbul dışında diğer illeri pek sevdiğim söylenemez.
24.02.2013
Sessizler. Büyük bir sessizlik hakim evde. Ne olacağını kimse kestiremiyor. Ben geçen Ramazan ayında yazdığım şiirleri temize çekiyorum. Bazen aynen aktarma oluyor, bazen değiştirerek. Bazen de bir sürü ilaveler yapıyorum. Hocam artık aramıyor. Kendini büyük edebiyatçı sanıyor. Ama bir üslup sahibi bile değil. Düzyazıları da şiirleri gibi basit ve seviyesiz. Benden kitabına övgü yazısı yazmamı bekliyor. Yıllar önce bir roman çevirisi için ben teklif etmiştim nazlanmıştı. Oysa o çeviride bir üslup hassasiyeti vardı. Bence bu adam edebiyat yapmamalı. İlahiyatla ilgilenmeli. Branşı da o zaten.
Şiirlerimi artık mesajla bildiriyorum. Böylece ray tin artırıyorum. Kendi sayfama yükleneceğim artık. Bir dernek çalışmam olacak. Sonra da yayın çalışması planlıyorum. Ne pespaye yazarlar ne pespaye eserler dolduruyor ortalığı. Ben yanlış yaptım bunu biliyorum. Yahya kemal’e özendim. Kitapsız yazar olmak istedim. Oldum da. Ama zamanlarımız farklı. Bu zamanda ortada müthiş bir eser kirliliği var.
Kahvaltı yapmalıyım. Sonra yapacak işlerim var. Hasta ziyareti falan. Akşam da bir şiir temize çekerim.
26.02.2013
Bugün sınıfta konuştuk. Toplumumuz niçin okumuyor? Dil ve Anlatım dersiydi. Konu edebi fıkra. Bir örnek okudum psikanaliz bayan bir yazardan. İlköğretimde okuma yarışmalarının okuma üzerindeki olumsuz etkilerinden, anne babanın okuma alışkanlığında iyi bir rol model olmamalarından, hızlı okuma teşviklerinin okuma zevkini olumsuz etkilemesinden bahsediyordu.
Ben konuyu bir de kendi zaviyemden ele aldım. Okuma konusunda bu yazıyla birçok yerde beraber olduğumu, ancak ona ilavelerim olduğunu anlattım.
İlave edeceklerimi sıraladım. Rol model evet hızlı okumanın olumsuz etkisi olmayacağını da iddia etmiyorum. Evet, ben de hızlı okumaya karşıyım. Ömrümde bir kez bir kitabı hızlı okudum o da Mevlana üzerineydi. Kitabın diğer ciltlerini daha çok sevdim. O cildi okumuştum amma hiç zevk almamıştım. Sıkıcı bir ödev olmuştu o okuma benim için. Bir daha bu okuma çeşidini hiç kullanmadım
GÜNLÜK
Bir Pazar günü
Bu ne Pazar Ya Rabbi. Kendini günler öncesinden haber verdi. Hayatımın en muhteşem pazarlarından biri. Oysa ben pazarları hiç sevmem. Pazarlar da beni sevmez bilirim. Ah bu Pazar günü her şeyi altüst etti.
'Geçmiş zaman olur ki hayali cihana değer.''Bu pazarın sırrı burada saklı.
İlim Yayma Cemiyeti. Hayatımda büyük yeri olan bu cemiyet. Yıllar önce Alemdar caddesinde şubesi açılan bu cemiyet. Raif Özman apartmanı…76 _80 arası… ihtilalle noktalanan bir devre. Bu Pazar bana bu devre anılarımı tazeledi ve onun için de dedim; geçmiş zaman olur ki hayali cihana değer.
Ah neydi o günler… Eğitimle ilk kez bu denli haşır haşır neşir olduğum yıllar… Rahmetli Abdurrahman Keskin ve daha niceleri.
AH
Ah nerede bulurdum seni
Bilsem de
Kapansam ayaklarına
Öpebilsem ellerini
OLAYLARI ÜSTÜNE
Gezi eylemleri ayakta sessiz duruş şeklinde devam ediyor. Ülke büyük bir zarara uğradı. Zararlar milyarlarla ifade ediliyor. Brezilya, Yunanistan, İspanya daha bir sürü Avrupa ülkesinde bir sürü gösteriler var kimsenin gıkı çıkmıyor. Bizdeki olaylar ayyuka çıkarılarak ülke geriletilmek isteniyor.
Daire bitti bitecek. Elektrik şirketi bin dereden bin su getiriyor. Yetkili elektrikçi elemanlara yemek yedirmekten bahsediyor. Rüşvetin adı yemek. Aynı şirket 3 hafta fatura ödemeyi geciktir elektriği kesiyor ve açma kapama ücreti alıyor. Bu bir zulüm. Olan var olmayan var, insanoğlu bu unutabiliyor. Ne olacak bu milletin hali. Aynısını ona özenenden belediye şirketi de yapıyor. Allah versin. Vurun abalıya. Halkın içinden çıkan fakir tabakaların iktidara getirdiği hükümet böylece onun ensesinde boza pişiriyor.
İşte bu zulümlerin dağladığı yüreklerde çıkan ahlar birleşiyor birleşiyor gezi parkı olayları gibi. İşte bunu bilmiyor bizi idare edenler. Dehası da var; geçenlerde Tarihçi İlber Ortaylı yazdı. Demokrat parti o İnönü’nün karşı çıktığı vatan caddesinin yapımında bir sürü tarihi eser ve yola bir zararı olmadığı halde çevredeki cami ve mescitlerin yıkıldığını yazdı. Allah’ın mescitlerini Allah’a ve ahiret gününe iman edenler imar eder diyor Kuran. Ayetin manasının mefhumu muhalifi –yani karşı anlamı- ise onu yıkanların durumunu çok vahim olacağı, küfürle değil amma en azından zulümle adlandırılacağını az akıllı olanlar bile anlar. Bu dönemde de buna benzer eğilimlerin olduğu bazılarının ise yerlerinin değiştirildiği bunun da pek zorunlu nedenlerinin olmadığını söylersek ne dediğimiz çok iyi anlaşılacaktır.
Ayrıca hükumetin kendisini devirmek için elinden geleni esirgemeyen koç ve doğan ailelerini ihalelerde kayırdığı (POAŞ ve TÜPRAŞ) aynı özelleştirmelerle işini kaybedenlerin o zaman kazanılmış haklarına karşılık 4 c tabir edilen zalim çalıştırma sistemine tabi tutulduklarını düşünürsek çelişkinin ne büyük olduğu zalimin yardımcısı durumuna düşen bit yönetimin kendisini destekleyen tabakanın ezilmesine yol açması hiç de adil bir yönetim tarzı sayılamaz.




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim