Biz Allaha yaslandık,
Boynumuza gül yapıp,
Peygambere uzattık.
İlahiler, tekbirler bu gece
Hiç susmayacak.
Dünü düşünüyorum.
Gönlünü doldurdun vatan sevgisini,
Dağını taşını aşarak gittin Anadolu’ya.
Kır çiçekleri özlemle bekledi şefkatini.
Kalemindi silahın canım öğretmenim.
Çıplak ayaklı soğuktan titreyen çocuklar,
Vur davulcu davula meydan yiğit görsün.
Acın meydana şehit musalla taşına gelsin.
Müezzin: bu çok özel, gür sesle oku salaya.
Sesini önceki şehitler cennetten de duysun.
Vur mezarcı kazmayı, çukuru derin olsun.
Son damla kanım akarken yere,
Bakın bayrağa sarılmış, naaşım yine.
Bu can benden vatana son bir hediye,
Can nedir ki, vatan namus bu gençliğe.
Rütbem alnıma kurşunla verildi benim.
Gabar dağlarında karda yürüyorum.
Bata, çıka, ortalık buz.
Bir ses geldi geriden.
Arkamdan geldi ses anne.
Çiğerim acıyor, herhalde vuruldum.
Bir hastalık değildi bana verdiğin.
Bir ihtardı Tanrım son gönderdiğin.
Yığılı et parçasıydı tekrar can verdiğin.
Derin bir nefesmiş Rab’bim can dediğin.
Ömürde kalan sayılı üç beş güne
Gök gürüldüyor, yağmur yağacak belli.
Yine ıslanacağım, göz pınarlarım yeşerdi.
Kurutur belki mücevher kutusu gözlerin.
Giremedim içeri, demir kapı kirpiklerin.
Hava puslu kar yağacak yaz günü belli.
Yine kan damlıyor kalemimden.
Resimler masamın üzerinde sıralı,
Hepside kurbanlık koç gibi kınalı
Çerçevelerde asılı kaldı bu akşam.
Gözlerimden akan yaş değil, kan.
Bir gün başında deli bir rüzgâr eser.
Sen de sevdalanı verirsin.
Farkında olmadan.
Güzel umutlar,
Tatlı hayaller kurarsın durmadan.
Dünya artık tozpembe olmuştur,
Gözler çok uzaklarda, omuzlar düşük.
Bel bükülmüş, eller titrek, hasreti büyük.
Oturmuş pencereye, yönü bahçeye dönük.
Bekliyor umutsuzca yine yüreği buruk.
Dayanamadı hasrete, gözler yaşlanmış.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!