Yorulunca insan kendinden bile,
Bir bavul sessizlik alıp gitmeli.
Gönül yokuşları döndüğünde çöle,
Gölgesini bir handa bırakıp gitmeli.
Hükmü bitmişse söylenen sözün,
Var ya..
diye başlasam bu gece sözlerime..
ve
Bir kez b/ulaşsam ışık saçan gözlerine,
Bir kez s/olsam mis kokan teninde,
Bir kez b/aksam yüreğindeki yerime,
Yarım kalmış bir masalın failiysen eğer,
Kül kokan limanlara yeni gemiler çağırmayacaksın.
Kendi enkazında nefes alamazken henüz,
Kimsenin göğsüne taze bir umut kurmayacaksın.
Yorgunsan geçmişin bitmek bilmeyen kavgasından,
Yepyeni bir kavgaya masumları sürmeyeceksin arkadaş.
Artık ne o bana gelebilir
Ne ben ona gidebilirim
Ayrı şehirlerde
Aynı gökyüzüne bakar
Aynı güneşte ısınır
Aynı karanlığı yaşar
Ne mi yapıyor
Bakıyor
O hatıranın ona faydası yok
Yüreğinden
Hafızasından
Siliyor
Ey vefasız sevgili
Sakın ola
sen de benim gibi
delice aşık olma birine
Beni düşürdüğün gibi
sen de düşme çaresizliğe..
Viran olmuş yüreğim,
Kendi kendinle kavgalı
Aynada bir yabancıyım
Adın dudaklarımda yaralı.
Senden kalan ne varsa
Gece uzun
Güneş sürgünde
Kederden ağladığımda olur
Sevinçten güldüğümde..
Karanlıkta bir şiir geçer önümden
Yolcusu hasret
Yüreğimizi bir pazar yeri sanıp gelenin gidenin iz bıraktığı o tozlu yollardan geçtik.
Öyle kapılar açtık ki, eşiğinde duranları dost sandık; meğer her biri kendi fırtınasından kaçıp bizim limanımızda dinlenen, rüzgar dinince de ilk gemiyle çekip giden yolcularmış.
Biz o gemilerin arkasından el sallarken, sadece umutlarımızı değil, gençliğimizi de uğurladık.
Dışarıdan bakıp "neden sustun?" diyenler, içimizdeki gürültüyü duyamayanlardır.
Biz, düşmanımızın attığı taştan değil, dostumuzun attığı gülden yaralandık.
Yanıldık; Çünkü insanı suretinden, kalbi sözünden ibaret sandık.
Şimdi hangi rüzgar getirir kokunu?
Hangi ateş ısıtır buz tutan ellerimi?
Ben ne büyük kavgalardan sağ çıktım da,
Bir senin sessizliğine yenildim...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!