Var ya..
diye başlasam bu gece sözlerime..
ve
Bir kez b/ulaşsam ışık saçan gözlerine,
Bir kez s/olsam mis kokan teninde,
Bir kez b/aksam yüreğindeki yerime,
Artık ne o bana gelebilir
Ne ben ona gidebilirim
Ayrı şehirlerde
Aynı gökyüzüne bakar
Aynı güneşte ısınır
Aynı karanlığı yaşar
Ne mi yapıyor
Bakıyor
O hatıranın ona faydası yok
Yüreğinden
Hafızasından
Siliyor
Ey vefasız sevgili
Sakın ola
sen de benim gibi
delice aşık olma birine
Beni düşürdüğün gibi
sen de düşme çaresizliğe..
Viran olmuş yüreğim,
Kendi kendinle kavgalı
Aynada bir yabancıyım
Adın dudaklarımda yaralı.
Senden kalan ne varsa
Gece uzun
Güneş sürgünde
Kederden ağladığımda olur
Sevinçten güldüğümde..
Karanlıkta bir şiir geçer önümden
Yolcusu hasret
Yüreğimizi bir pazar yeri sanıp gelenin gidenin iz bıraktığı o tozlu yollardan geçtik.
Öyle kapılar açtık ki, eşiğinde duranları dost sandık; meğer her biri kendi fırtınasından kaçıp bizim limanımızda dinlenen, rüzgar dinince de ilk gemiyle çekip giden yolcularmış.
Biz o gemilerin arkasından el sallarken, sadece umutlarımızı değil, gençliğimizi de uğurladık.
Dışarıdan bakıp "neden sustun?" diyenler, içimizdeki gürültüyü duyamayanlardır.
Biz, düşmanımızın attığı taştan değil, dostumuzun attığı gülden yaralandık.
Yanıldık; Çünkü insanı suretinden, kalbi sözünden ibaret sandık.
Şimdi hangi rüzgar getirir kokunu?
Hangi ateş ısıtır buz tutan ellerimi?
Ben ne büyük kavgalardan sağ çıktım da,
Bir senin sessizliğine yenildim...
Ne kalana git, ne gidene kal derim,
Yükü kendinden ağır olanı ben bilirim.
Zira gönül dediğin ne mülktür ne de hancı,
Kendi yolunda yürümeyen, her durakta yabancı.
Eğilip bükülmek yakışmaz asil bir sancıya,
Gözümde birikmiş o eski bulut,
Sönmüş ateşlerin külünde umut.
Ne bir ses fısıldar ne bir el tutar,
Gönül bu diyarda mecburi konut.
Yollar ki uykulu, yollar ki sağır,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!