Ortak Dil
Günümüzde “ana dil” mücadelesi verenler, sonradan öğrenilen yani bebeklik ortamında öğrendikleri dili “ana dil” sanıyorlar. Oysa ana dil, evrensel insan dilidir. Yani nasıl ki hayvan ve bitkilerin kendi türlerinin arasında bir dili var insanın da öyle bir ana dili var. Bu dili unutan insanlar farklı dillerle anlaşmaya çalışıyorlar. Ne kadar anlaştıkları ortada…
“Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir” Mevlana
Bütün insanlığın her yerde ortak kullanacağı bir dil belki esas dil olabilir. İletişimi de kolaylaştırır. Ama unutulmamalı ki dil ile sadece sınırlı bir anlaşma söz konusu. İletişim başka anlaşmak başka yani… Anlatmakla anlamak konusu önemli. Her anlatılan acaba anlaşılıyor mu?
Öndekiler
“Hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir” Bediüzzaman Sait Nursi
Tüm insanlar ruh (yazılım) olarak aynı kaynaktan olsa da potansiyelini açığa çıkaranların tekamülü daha hızlı oluyor. Maraton gibi, kimi önde kimi arkada yolda… Kendine lazım olan enerjiyi birileri birinci olsun da alkışlayım diye hediye edenler, tüm zaman ve mekan boyutlarında “Şakşakçı” durumunu yaşamak zorunda kalır! Bu dahi Cehennem boyutunun ta kendisidir! Potansiyelini açığa çıkaranlar için o yolu kat edecek kaynak var. Kaynak israfı edenler veya potansiyelini yalakalık veya küçük menfaatler uğruna kutsal saydıkları makam ve kişilere hediye edenler ise sürünecek! Potansiyel insana kendi yolunda kullanılsın diye verilir israf ve yalakalık edip sağa sola harcasın başkalarının sahte yükselişine kullanılsın diye değil. İnsanların potansiyeliyle yükseldiğini sananların hepsi bir bir dökülecek. Öyle ki yalakalar yükseltim sandıkları kişilerden medet umduklarında karşılıklı lanetleşmeler vukuu bulacak! Sistemde birilerini yükseltip ondan medet umma yok! Eskiden ilahlar edinip ilahlarını kendi potansiyelleriyle yüceltip ondan medet umulurdu. “La ilahe illallah”(İlahlar yok Allah var) prensibi ile o hayal de suya düştü… Bunu günümüzde dini veya ideolojik önderlerini ilahlaştırıp ondan medet ummak şeklinde kullanmak isteyenler var. Onların da lanetleşmesi, hesaplaşması kaçınılmaz!
Gülü severim, kokusunda peygamberi.
Bir olan Rabbimi, hatırlatan laleyi.
Doğru yolu gösteren, şerefli insanları.
Özgürlüğü severim, aşık olmayı.
Gönlünce yaşamayı; arıyı, kelebeği,
Sahte Yaşamlar
Sahte görünüm verip asılı gözden kaçırmak için gereksiz bir çok eylem yapıldığını gözlemledim. Çokları tercihlerini maskeleyerek farklı açıları ön plana çıkarıyor. Bunun sonucu gereksiz durumlar revaç buluyor. Sonra da yakınılıyor.
Adam sigarasını yakıp keyif ile tüttürürken bir yandan da “Bırakacağım bu mereti sağlığa zararlı, kötü bir alışkanlık! ” diyor! Eğer sağlığa zararlı olduğuna ve kötü olduğuna inanıyorsa kendine saygısı yok!
Sade
“Gel benim yarim oluver şimdi.”
“Bir yıldızda bir çiçeği seviyorsan, geceleyin gökyüzünü seyretmek ne hoştur.”*
“Siz benim gülüme hiç benzemiyorsunuz,bir şeye de yaramazsınız bu halinizle. Kimse sizi evcilleştirmemiş, siz de kimseyi evcilleştirmemişsiniz.”*
Robotlaşmak
İnsanı insan yapan iyi/kötü kişiye göreceli duygularıdır! Duygusuz insan robot gibi.
Robot kendisine verilen paket programı uygular. Son teknoloji akıllı robotlar çevresel şartları da algılayıp, hafızasına alarak daha verimli işler yapabiliyor. Daha da gelişecekler elbet ama duygu yükleme konusunda ne kadar gelişecekler insanı geçebilirler mi? Orjin insanı geçemese de pek çok insandan sayılan, robot davranışı göstereni geçebilir!
Ruhsal Soy
Bir belgeselde izlemiştim; guguk kuşu yumurtasını başka bir kuşun yuvasına bırakır, yumurta üzerinde yatmaktan ve yavruyu beslemekten kurtulur. Yumurta diğer yumurtalardan önce açılır ve diğer yumurta ve yavruları yuvadan atar! Korsan yavru çabuk gelişir ve üvey annesinden cüsseli hale gelir. Zavallı üvey anne yuvaya yiyecek taşımaktan helak olur. Kuş aklı işte… Bazı kuşlar korsanı fark eder ama yumurtalar benzer olduğundan hepsini terk etmek zorunda kalır. Bu durumda yumurtanın içinden çıkan yavru üzerinde yatan kuşun cinsinden olmuyor!
Nuh peygamberin isyankar oğlu babasının yolundan gitmiyor çünkü aynı ruhsal soyda değiller!
“Allah, ‘Ey Nûh! O asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O halde hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim’ dedi.” Hûd/46; Diyanet Meal
Ruhsal Suret
Bilimsel bir yazıda okumuştum “Köpekler sahibine benzer” konusunu. Sebebi de insanların kendine benzeyeni seçme isteği imiş…
Evliyadan bazı zatların insanların siretlerini suretlerinde görmeleri manidardır. Yani ruhsal suretlerini görebiliyorlar; bazı insanları domuz, eşek, koyun, fare, sırtlan şeklinde gördüklerini duymuştum. Bu kişiye göreceli elbet; kirpi yavrusunu “Pamuğum” diye severmiş. Bu konuda kimse kesin yargıda bulunamaz elbet ama Mevlana’nın “Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.” Sözü muhteşem.
Öyle bir suskunluk ki
Yürek,dil paramparça.
Konuşsan da,sussan da
Lisan halince konuşmakta.
Zaman: Doğru yerde konuşup,gereğinde susma zamanı.
Sonuç Niyete Tercihe Bakar
Ahret denen ahirdir!
Ahir, insan tercihlerinin (izafi zaman mekan boyutlarında) yansıması, görünmesi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!