ağla ey insanlık!
toprağın kızıla boyandığı,
sokakların kan ve barut koktuğu,
silah seslerinden kuşların göç ettiği
insanlığın diri diri yakıldığı zamana ağla
ağla ki bu ateş sönsün...
ey sen, azize’m
iyimserliğe bürünmüş sevda
derme çatma umudum
dansa duran yürek yangınım
sol yanıma yerleşen sızım
arşa yükselen isyanım
Ah şu gözlerin var ya
Deryasında boğulduğum
Belasından kurtulamıyorum kaç zamandır
Devrik bir cümle gibi düşüyor sözlerime
Gecelerime seni katıyor
bir avare gibi kıyılarında geziniyorum
bazen gözlerin canıma kasteder
bir yaz akşam serinliğinde
bazende kendiliğinden ölürüm
göz alabildiğine karanlıklardayım
hışırtısına karışır yaprakların tüm melodiler
ve ben yine aynı yerdeyim
anlaşılan vakit kalmadı
davet var bilinmeze
tarifsiz AN lar içindeyim
suyu çekildi bakışlarmın
rütuşsuz sülietler arenasında
kahreden bu son gülüşler
Öyle bakma be anne
sana karşı zaten suçluyuz
biliyorum affedeceksin
senin gördüklerini fırat görse
tersten akardı demiş şair
suçluyuz anne suçluyuz
bu akşam saat yediyi vurunca
sensizlik başlar ömrümün bu son deminde
arşınlasam da yaşamı eskisi gibi
kalbimin yalnız köşesinde hala sen varsın
sığdıramıyorum seni hiçbir yere
gözlerin değdi ya gözlerime
umudun bittiği yerde yaşam biter Azize,m!
aşkın hissine kapılır gideriz bazen,
keşkelerine sığınırız çoğu kez
geriye dönüp baktığımızda
bazen de yaşamın cilvesidir der sabra dururuz
hatta,zaman ve mekanı sorgularız
ay düşer gökyüzünden,
yitirdiğim düşlerime.
ıslanır çığlıklarımın sessiz gölgesi
ve parçalanır,
atom misali,
geleceğe dair umutlarım.
aylardan eylül'dü
aşk mı hazana,hazan mı aşka yenildi?
pek bilinmez
bilinen ise,
hüznün sarıya boyandığı zaman dilimi
eylül bir arena




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!