O kokudur
beni koklayarak hayata bağlayan
Koklayarak sevincini duyarım yaşamanın
Ta içten gelen bir -oh çekmek- tir seni koklamak
Senin kokman
Ekmek kırıntısı taşıyan karıncalar
Uzun gecesi için gölge biriktiren baykuş
Odasında uyuyan çocuklara yorganlarını siper ettiren havlamalar
Çünkü ben sende senin görmediğin bir şeyi görüyorum
Ki bir çiçek açsa alnında eksilir senden
Gökkuşağının yedi rengi değil benim aradığım
Ne de karlı bir orman sessizliği, gözlerinde
Bir elin bir elde sıcaklığı belki
Bir gecenin ağarırken susuşu belki de
Şu ressam var ya
Renkler için sadece bir iletken
Tuvaline batırarak fırçasını
Gökkuşağını topraklıyor
- I -
Mart'ta Temmuz doğacak
Gözler ışığa
Bir çift cephe daha açacak
Binlerce ağlayan günün önünde
gülen bir gün
kalın siyah bir kumaş üzerindeki
ak bir tül gibi
örtemiyor ardındaki karayı
'Mutluluklar paylaşılarak çoğalır' diyenler
hiç düşünmüşler midir diye sordum kendi kendime
dün akşam çimlere uzanırken
altımda ezilenleri
05.05.2005
Bir motorun silindirindeki kuytuluk var içimde
Dünyamı kırk mumluk bir ampul loşlaştırmış
Ağrılı bir şimdinin içine tıkılmışım
En son gülüşümden yola çıkmış
Saatlerce yol almışım tenha bir otobanda
zeminini kaybetmiş bir düşüş içindeyim
dağılmış gövdem
el, kol, baş ve bacak
ayrı ayrı düşüyorlar
ne bir damla kanım akıyor
ne de bir çimdik acısı duyuyorum
Sabahın köründe çalar saatim
Bütün gece başucumda bekleyip
Oysa
Ne kadar masum
Ne kadar zararsız
Ne kadar güzel görünürüm uyurken




-
Dilruba Taşkıran
Tüm Yorumlarkısa ve öz