Sevinçlerinin provasını yapardı sevinmeden önce
Ağlayışı hep ayakta karşılardı hüznünü
Ellerinde ilk sevişmesinden kalma bir telaş vardı
Yüzünün teyelleri sökülürdü gülümseyince
Ben serçe parmağına aşıktım elinin
Ağıt yakma gidenin ardından
Dinle kulaklarını dört açarak
Kuşları, rüzgarı ve böcekleri önüne almış
Sağır sessizliği
Onlarca asır geçmiş
Bu koca şehirde
bugünün bitmeyen işini bırakarak yarına
çıkmak, mesai arkadaşlarıyla vedalaşarak
kapıları teker teker bırakarak arkamızda
akşam vakti gülümseyen sokaklarla kucaklaşmak
15.06.2009
Biliniz ki
Hep kaybedeceksiniz
Karşı kıyıda kaldı kazanmak
Kayığınız yok
Yüzme bilmezsiniz
Hangi ismin başına gelse
Aynı çamur sıçratma
Sokak köpeği
Sokak kadını
Sokak çocuğu
meyve soymuşum gibi elim kokuyor
parmaklarımda dudaklarının yapışkanlığı
nesefinin buharından
gözlerim buğulandı
titremesiyle çarpıntısıyla başladı aşk
Küflenmişti suskunluğunda
Gözleri hüznüne çökmüştü
Konuşurdu duyulmazdı
Yasalar
Yaşanmış, yaşanan ve yaşanacak
Her ana yazılmış bir söz var mı içinizde
Bir doğrunuz var mı
Evrenin sonsuzluğunda hiç bükülmeyecek
zeminini kaybetmiş bir düşüş içindeyim
dağılmış gövdem
el, kol, baş ve bacak
ayrı ayrı düşüyorlar
ne bir damla kanım akıyor
ne de bir çimdik acısı duyuyorum
Sabahın köründe çalar saatim
Bütün gece başucumda bekleyip
Oysa
Ne kadar masum
Ne kadar zararsız
Ne kadar güzel görünürüm uyurken
kısa ve öz