Akordum bir kereliğine yapılmış
Çaldıkça ustalaşsam da
Gevşiyor yavaş yavaş
Beşiğimden mezarıma gerilmiş teller
Aynı şarkıyı iki defa söyleyemeyeceğim
yaş oduna saplanıp kaldı baltam
şimdi ellerim
balta sapında yürüyen karıncalar sadece
bir atışlık öfkeymiş benimkisi
bir parladim ki bitti
Yazıyorum
Nakışa ışımış güneş
Sarısı bin sarıya bölünüyor parmaklarımda
Yıldızlar gibi uzak mavilerden
Üçyüzaltmışbeş günden
Çıkar haftasonlarını
Bir de bayramları
Gerisi mesaidir ömrümün
Bir de
Yaşamak için izin alırım
Her sabahı
aşık olacağın bir günün başlangıcı
yetmişinde bile olsan
hayatının baharı
25.04.2008
Bir ara uyandım
Gece şafağa ilerlediği vakit
Aydınlık bir gece vardı dışarda
Alçak tepelerdeki ağaç siluetleri
Ağaç olduklarını anlayana kadar
Şekilden şekle giriyorlardı
Ufuklarından dalıp kumsalından çıkacağım bir deniz
Sırtımı gövdesine yaslayıp yapraklarıyla fısıldaşacağım bir ağaç
Günahlarımı saklayacağım
Gecelerden bir avuç karanlık çalmış hırsız bir mağara
Her ayrılığı haritasına sığdırmış olsa da dünya
Şarap rengi akşamlarında burulmuştur tadı
Yolların tozuna harman olacaktır
Kulunun yarasından canı yanmayan tanrı
14 Ağustos 2011
ceketimi almadan evden çıktım
ılık bir suya bırakır gibi kendimi
sanki
sırtına ceket atmış dünya
ten sıcaklığında bugün hava
Ne tuhaf şey
Hangi halet-i ruhiyatımda olursam olayım
Aklımda her ne olursa olsun o an
kısa ve öz