Bir orman ördüler dal dal
Kuş çağırdılar kanat kanat
Renklendiler
Gök olup biriktiler şehrin üzerine
Kuşak oldular yağmura güneşe
Tikel sevgilileri seve seve
Ulaşılır mı
Kuş sütü eksik arzulara
Havam ya da suyum değil
Sevdiğim
Yaşamak için
Sessizim bir süredir
Karlı Bolu Ormanları gibi
Ağzımdan çıkan birkaç söz
Bana seslenişlerin yankıları sanki
İçimdeki kavgada
Beyaz bir el kapatmış ağzımı
Nisan, az pişmiş Mayıs
dibi tutmuş bahardır, Haziran
Kömürdür kömür
ter konan Temmuz ve Ağustos
harlı bir fırında unutulan
Sanat toplum için midir
Yukarıya tükürüyorum
Sakalım uzuyor aşağıda
Elma armut için midir
İçin için için midir
Bir eşele bakalım ağarmaz gecelerini
Neler çıkacak karanlığından
Işık değdirme uykularına bir süre daha
Bekle bulutlar silinin düşlerinden
Dinsin sanal sancıların
Bırak büyüsün içinde ahşap korkuların
Birbirimizden mi taşınıyoruz?
Di'li geçmiş zamanların göreceliği
Tam bize göre
Kurumuş
Tatlı su kısıtlı olmuş
Oysa, önce tat tükenmişti zaten
Yaşamın mevsimi geçmiş
Turfanda çıktı
ağacından kopardığım yemiş
Bir uzatmayı mı yaşıyoruz?
Sen
Göle çalınmış bir kaşık baldın
Ben bir tatlı su balığı gibi yalnız yaşadım
Bir çizgiden doğmuşum ben
Birbiriyle zitlaşan iki rengin ayrılığından
İki yuvarlak dans etmişler üşüyen sonsuzlukta
Siz hangi ışıklara sabah demişsiniz
Ben gece, hangi kuytulara




-
Dilruba Taşkıran
Tüm Yorumlarkısa ve öz