04.11
iki gün kaldı
yokluk ve yok olmak
kimsenin umrunda değilken
varlık tek başına içimde
Bir kere
Dili amana getirilmiş içimin hezimet şivesi
Sen,zamanlı zamansız
Zehirlersen zehir zümrelerimi
Ne çıkar
bir hüzün musallat olmuş gönlüme
sayamadım bilmem kaç bin gündür
hep bir ıssızlık bulutlanır tepemde
koylarım derin tabiatım soğuk
martılar bedenimi çöplere tercih eder
ve kala kala sesim kulağımda
zamanın silecekleri
beynimin yağışlarını silmez
zaman geçtikçe
...................................
sen varlığını vurdukça içime
özlem cirit atar
ne kadar kötüymüşüm
o kadar iyi olduğum için
ne kadar kötüymüşüm
bu daha yeni fark ettim
haddini aşan bir bekleyiş oldu bu artık
bir muamma gelişin ve gelmeyişin
ben çıldırmışlığın tam ortasındayken
senden bana gelen habersizliğin
içimi büsbütün kemirir de durur
kemiklerimi kırar da durur
ve yine güzergahındasın yaşadığım yaşamın
işgüzarlığınla geri dönüyürsun
akşamdan tana kadar
dilbaz bülbüllerimi kekeç öttürüyorsun
gitmiyorsun
nezdimde Kabil'e ölüm çoğaltıyorsun
koca ağzıyla yutuyor bedenimi bir anda karanlık
soğuk,alev alev sokuluyor nefesime
ne kadar yansam da çiğliğim bir türlü geçmiyor
bitmiyor gözlerimde sarkıtımsı akıtlar
istemediğim halde kalem ellerimden vazgeçmiyor
nasıl bir elin inşasıdır yüzün
parmakların yüzün ve gülüşün
sarı bir yel estirir saçların
rengini körpe baharlardan alan saçların
bilemedim nasıl bir elin inşasıdır yüzün
yalnızlığa tahammül edebilmeli insan
gün gelir de dikenli gül sapları gibi
kanına susarsa hayat
.................................veya başkaları
.......................................................veya
vefa sorgusunda bütün hisleri vicdansız sevilen




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!