zorunluluk bizi emirlerin kölesi yaptı,
görmedik mi bizi zaaflarımız ile kandıranı,
elbet görürüz,zalimin kör nefesini,
elbet tadarız,zalimin güler yüzlü mimiklerini..
evet,hiç rast geldin mi yoksul zengine,
Hamd olsun karanlığı ve nuru var edene
Gökleri ve yeri, eşsiz bir mizanla verene
O’dur ki sizi bir çamurdan yarattı
Kâinatı mucizelerle, nurlarla kuşattı
Güneş ve ay mizanla, O’nun emrinde döner
O’ndan gayrı her ışık, bir gün elbet söner
"Enbiyâ, Peygamberler demektir. Bu sure; Hazreti İbrahim'in atıldığı ateşin serin bir gül bahçesine dönmesini, Hazreti Eyyûb'un dertlerden kurtuluş duasını, Hazreti Yunus'un balığın karnındaki o meşhur karanlık zikir teslimiyetini ve Peygamber Efendimiz Ahmed Muhammed’in tüm kâinata bir "rahmet" olarak gönderilişini anlatır. Rızık mevsuzunda bu tecelli; her şeyin asıl yaratılış amacının ilahi bir nizam ve teraziye bağlı olması, peygamberlerin darlık imtihanlarından o ulu dualarla en geniş rızık ve selamet kapılarına çıkmasıdır. "
"Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selametli ol" buyurdu El-Azîz,
Ateş bir gül bahçesi oldu da hayran kaldı, nura boyandı gözümüz.
Eyyûb Rabbine yalvardı: "Başıma bir dert geldi, Sen merhametlilerin en merhametlisisin!" dedi,
Şaşkınlığım kıskanç karanlığı kemirir,
Kaybettiklerimden zerre yok yokluğuna kâniyim,
Ardıma bakarak izlerimi teyit ettim,
Yok idim dünyada endişe ederek dirildim..
Mazime gömdüm karamsar kalbimi,
Küçük yaşta düştü o nurlu yola,
Efendimiz verdi ona hep mola.
On yıl hizmet etti, gönlü nur doldu,
Saadet asrının bir gülü oldu.
Medine sokakları şahittir ona,
Canını adadı o yüce cana.
Müminler o kimselerdir ki; anılınca Allah
Kalpleri ürperir, zikrederler her sabah
Ayetler okundukça imanları katlanır
Rabbine tevekkül eden, nur ile aklanır
Namazı ikame edip, rızkından infak eden
Gerçek mümin onlardır, Hakk yolunda ter döken
Dibine kadar enkaz hayat,
Dilimiz yandı sözlerle soğumadı,
Katli fermanı yazılmadı hayatım,
Sustum, çatallı dilimi dişler ardına sakladım..
Küstüm !
Ey hayırları yaratan, her zerresinde bir menfaat saklayan En-Nâfi,
Rızkı bereketle sunan, dertlere şifa, gönüllere kâr olan En-Nâfi!
Senin lütfunla canlanır âlem, her zerre Senin ihsanına bakar,
Sana yönelen her muhtaç kul, Senin deryada bolluğu yakalar.
Yâ Nâfi! "Allah!" Yâ Nâfi! "Hû!"
Gökleri ve yeri nurlandıran Rabbim, karanlığın perdesini yırtan En-Nûr,
Her zerreyi ışığıyla yaşatan En-Nûr!
Senin nûrunla parlar âlem, her zerre Nurlu aynana bakar,
Sana yönelen her karanlık kalp, Senin ışığında huzuru yakalar.
En-Nûr! "Allah!" Yâ Nûr! "Hû!"
"Gerçekler asla sonsuza dek saklı kalmaz..."
Dünya bir uçurumun kenarında...
Zevkler uğruna feda edilen ruhların sessiz çığlığı bu.
Dinle...
Altın kadehlerde kan rengi bir şarap,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!