[Hacivat]
Hay hak! Edep yaahu, biraz nezaaket, biraz zarafet...
Toplumun direği ahlaktır Karagöz’üm, ruhu temiz tutmalı,
Kötülüğü görüp susmamalı, erdemi her an tatmalı!
Vahşet çığırından çıkmış dilde zehirli ok yayı,
Aman efendim susma incinmiş Adalet kantarı!
Bir yaban hayvanının mırıltısı,
Rüzgârda ağaçların uğultusu,
Ağaç kambur hüzünlerle dolu,
Göğsüme gömdüğüm başımla bırakıldım..
Güneşi örten dev bir bulut gibi,
aklım çalışmıyor, kalbim engel çünkü,
görüş açım kısıtlı, hayallerim engel çünkü,
gözyaşlarım akmıyor, kurudu çünkü,
varmıyor dilim, acımı anlatmaya, korkuyor çünkü,
bedenim bilmez, acının tarifini,
ruhumadır azabı çünkü..
Adalet... Vuslatı mahşere kalanların sesi...
Gümüş teller sarmış çehremi, nefesim daralır bu dar sokakta,
Bir tutku ki prangalı, ruhum her gece başka bir durakta!
Arda’dan Hasan’a bir kuyu derinliği, içimizde sönmeyen nâr,
Leyla’nın masumiyeti toprağa düştü, dünya artık bize dar!
Çok insan tanıdı bu fani,
Çok olaylara gerek tanıklık etti,
Anladı gerek ekserinin göründüğü gibi olmadığını,
Acılar çektik anlamadılar..
Acıyı tatmadılar ondan,
Aklımı ziyarete gel,
Özlemin acısını çıkarmak yetmez sabret..
Aklımı ziyarete gel,
Başımda bin bela bin musibet..
Yaşamak yoruyor hayatı,
Alevlerin rengide değişirdi,
Tıpkı gönül kırıklıkları gibi..
Yüzlerin rengi çoraklara serpildi,
Gönül hicranının kırıklığı gibi..
Ateşten gömlekler giydik,
Susmak çare olsaydı kazanırdı bu fani,
Haykırmak niyahet erseydi kalırdı baki,
Kaybımın izinde harap ettim gençliği,
Garip suallere insanlar kaldı yabancı
Bilmediğine der insan ben dahi..
Gözler gökyüzü üzerinde dolaşmaktaydı,
Cami kubbesinde derin akislerle etrafa yayılı,
Hıçkırık perde perde yükseldi,
Sırılsıklam, ıslak yüzünde gözyaşları..
İşte o an acı hakikât balyoz gibi,
Sözler yüzüme sille vuruldu,
Doğrulamadım yıkıldığım yerlerden,
Cahilliğimin esiri oldum lal kaldım,
Fikirlerimin değil konuştuklarımın cahili kaldım..
Zikreylersem gönlüm ferahlar Allah'ı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!