Sabrım iftiralarla pişti,
Konuştukça küçüldü insanlar,
Kendime pay kaptım doğruluktan,
Kaldıkça yalnız anladım köreltmiş beni yalnızlık çoktan..
Saçlarıma kişi erkenden yağdırdı dünlerim,
Doğrusu ne bilemedim,
Ayrılık gelse miydim,
Gelse yerine koymalı kendimi,
Kayboldum içinde yok oldum..
Doğrusu ne bilemedim,
Cenindim oysa rahimde,
Örtülü, hapis anneye muhtaç..!
Gözleri dünya hapsine açtım iradeyle,
Büyüdükçe biz nankörlüğe aç..!
Yirmialtı kısacık yıl,
Gönlüm kafesi içinde ağlarım,
Kesildi bir an, kulağımdan sedalar,
Hüznün muharririyim,
Bana gelen tüm sesleri susturdular..
Göğsümde söndü hüznün ateşi,
Yaşlı, gözler sürmeli,
Yaşlı, beden kederli,
Yaşlı, tarumar kalbi,
Fikirler yorgun, ümitsiz..
Dert bulunmaz nedendir ?
Bu kaçıncı ihtar dönüş yoluna,
Zaman yarınımdan makas aldı,
Kadere değil, kadercilere dargınım,
Kapattım, ömrümün geçmişe kapılarını..
Gücümü mazide tükettim,
Şu üzerimdeki lekeyi atmalı,
Hatam tohumları yeşermeden,
Veballer altında eziliyorum,
Küstahça kendi vesveselerimden..
Yırtıyorum beni yakan yangını,
Kureyş içinde bir kalb-i selim,
Sadâkat burcunda bir ulu hakim.
"O dediyse doğrudur" diyen o lisan,
Sıddîkiyet mührüyle şereflendi insan.
Malını mülkünü bezm-i elestte,
Feda eyledi her bir nefeste.
Yaşlanınca katalogdan bir hastalık seçtim,
Kader oyunlu, oysa benimsedim kaderimi,
Yaşadım, yaşlandım sonum ölümlü,
Mezar kapısına sonum sürgülü..
İki farklı yüzlere takıldı fikrim,
Boş odada loş ışıkta aradım karaduranı..
Gözlerimde toprak, hüznümün enkazı..
Tekindi dövdüğüm taşta sabrım,
Kutlu ayın ketum soğuğunda tekine yaslandım..
Gönül aynasında farklı yüzde aynı kalp,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!