Mülâhaza ediyorum,
Biriktirdiklerimi içimden yaşla atıyorum,
Dayanamıyorum yüzüme gülünmesinden,
Hakkım bana teslim edilmiyor,
Ummadıklarım bana yardıma koşuyor..
Zor günün hüznü yüzden aşina,
Belli oldu dostun sillesi yarında,
Yakınların kokusu ıraklara taşındı,
Yabancılar fikriyle fikrime âşina..
Düştüm, dostum olmadı,
Kindar sevinci duydum,
Birbirine karıştı iblisçe duygu,
Acım yüzümden sanki uludu,
Kabalaşmıştı acı yüzünden sesim boğuk..
Tıpkı fırtınanın sarstığı bir dal gibi,
Yüksek perdeden duygusal sesler,
Kulaklarıma hücum ediyordu,
Kalbimde hissettiğim endişe,
Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım..
Uzun zamandır tuttuğum,
Kırılan kalbimin çığlıkları,
Bir kül gibi aniden söndüm,
Aklım demlendi,
Hayâl kurarken kendimden utandım..
Çığlıklarımın fısıltısını duymadın mı..!
İçimdeki kalanları,
Ağrı, sızı ya sancımı,
Evet özlemlerden gelen sesi,
Duymuyorum bile yalnızlığımı..
Köşe bucak kaçtılar aynadan yansıyanlar,
Cesaretim hâtırası,
Hüznümün hâtırası,
Hayâllerimin hâtırası,
Düşlerimin hâtırası..
Güvenlere şantaj yapıldı,
Hayâtı zamanda sâyede harcadım,
Ebleh olarak satırlara kazındım,
Yolum düşmez mi gülistana,
Gönlüm bâsübâda yorgun argın..
İstemezdim âvare gözyaşlarım aksın,
"Bir kedi yavrusunu hırkasının yeninde taşıyacak kadar ince olan ruhlu Ebu Hureyre"
Medine sokaklarında bir garip aşık,
Heybesinde ilim, kalbinde nurdan ışık.
Suffe’nin köşesinde bekler durur her gece,
Resul’ün her sözü ona kutsal bir hece.
"Peygamber Efendimiz’in "Yeryüzü, Ebu Zer’den daha doğru sözlü birini taşımamıştır" dediği, haksızlığa karşı bir mızrak gibi duran, dünya malını elinin tersiyle iten o garip ama aziz ruh. Rebeze çölünde yapayalnız can verirken, gözyaşları kumlara karışan o derviş gönüllü yiğit.
İşte Kalemimi en derin hüzne batırdım"
"Dünyayı elinin tersiyle iten, doğruluktan başka yükü olmayan bir derviş...
Yalnızlığın en şerefli haline, Rebeze’nin susuz kumlarında can veren Ebu Zer’e hürmetle..."




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!