"Ey insanlar! Rabbinizden korkun; şüphesiz kıyamet gününün sarsıntısı çok büyük bir şeydir" buyurdu El-Azîz,
İbrahim’e: "İnsanları hacca çağır; yürüyerek ve uzak yollardan sana gelsinler" dendi, nura boyandı gözümüz.
Kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken Allah’ın adını ansınlar diye,
Kâinat O'nun o bitmez ikramına, o şaşmaz nizamına şahittir, canlar feda bu sevgiye.
Ve-innallâhe lehuve hayru-rrâzikîn! (Şüphesiz Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır!)
Gözlerim çukurlarına kaçmıştı,
Dudaklarım ince ve soluktu,
Dudaklarım inatla kıvrıldı,
Katlayıp ısmarladım mektubu..
Gözlerim irileşmiş, duygum dolmuştu,
Hangi su söndürür içimdeki yangını,
Sözlerdeki gizli anlam ve imaları,
Anlayamadım güneşi kovaladım,
Doğu ufku ışıklıydı..
Hüzünlü gözlerim,
Öğütler gülüyor gibi görünüyor,
Ne öğüdü pirim yaptığın çelişiyor,
Göründüğün gibi ol deyimi yabancı,
Maskeler ardına yüzler gizleniyor..
Aklımı dinledim kararı ihsan eyledim,
Sesim kulağıma garip geldi,
Uzaktan duyuluyormuş gibi,
Sesim pesten ve titrekti,
Dudaklarım bembeyaz kesilmişti..
Gülüşmeler yalan üzere dolaştı,
你是谁的影子? – 'Kimin gölgesisin sen?'
在这具躯壳里,你还在吗 ' Bu bedenin içinde, hala orada mısın?'
[Whisper]
Hey, is your soul dead?
Is your flesh-wrapped skeleton dead too?
Bugünü yaşadıkça yarını görüyorum,
Yarında yaşamaktan korkuyorum,
Içimi kemiriyor yargılarım,
Hüznü ardıma ittim yürüyorum..
Yolum dehlizinde yalnızım,
Zaman kısrak küheylan gibi,
Hız başımı döndürüyor,
Durdurun dünyayı sıkıldım artık,
Bünyem hiçbir şeyi kaldırmıyor..
Vakit eskisi gibi olmayacak,
sanmam, bahar karla kaplansın,
günü aydınlatan güneş, sönük kalsın,
geceler aydınlansın,
yıldızlar yeryüzüyle tanışsın..
sanmam sevdalar günahla buluşsun,
Ensemde soğuk mu soğuk nefes,
Baş ucumdan ayağa titrer beden,
Sonra soluk bir yüz sonra kefen,
Üstüme dökülür toprak altında ben..
Bu son mu yolun bitti mi ?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!