Kül kılıçlar kaldırın zırhlı barış erleri
Kiralık bir sarayın en son kiracısına
İğne yapraklı sözler titretmeli yerleri
Görmüş müdür insanlık kelepçeli elimi
Yasaklara sürünüp nasırlanmış dilimi
Uykum yandı deliksiz iğneden geçemedi
Umudum da kalmadı hüznümle yaşıyorum
Kâbusların içinden düşleri seçemedi
Yatakta bazen susup bazen de taşıyorum.
İçimde ateş oldu onulmayan lösemi
Sahile yanaşır mı yoksa batar mı gemi.
Bigünah dudağından manzum türküler akan
Gelip geçen yolcunun suskun diline bakan
Damlayan mısralarla bastığında hafakan
Yüreği ferahlatan ihtiraslı pınarım.
Susayan gönüllere dağıtırım serinlik
Erken bayram etme gafil
Düşenler de kalkar bir gün
Yalancıya olma kefil
Tutar seni yakar bir gün.
Ne söyledi anan baban
Gün gelir güneş doğar insan yaşar aşkı da
Mutluluk da yakındır inanmalı her adam
Huzur ile doğmalı kulübesi köşkü de
Yenilmek olmaz asla bulunmalı yol yordam
Hayale oynamıştık yine gerçek kazandı
Yeşil çuha üstünde bütün anteler yandı
Dumura mı uğradık al mendiller ıslandı
Şıra yapmak imkânsız tevekler de çürüdü
Köklerinden yapışıp verem otu bürüdü.
Ağlamaya gerek yok her şey güzel olacak
Siyah imgeler düştü dün evin tavanından
Tepemizde tepinen geçmişin izleriymiş
Eteğini toplamış geçip gitmiş yanından
Öfkeyle kıvrandıran acılı gizleriymiş.
“İçimdeki küçük kız çık tavan arasına
Ebruli renkler ekle çatının karasına.”
Kirlettiler ülkemi temizlik benim işim
Halletmeden her yeri beklenmesin gidişim
Çiğnemek istiyorum kamaşıyor it dişim
Süpürürüm kökünden yoksulluğu yoksulu
Kim demiş ki yoksulum açlık bilmez bir kulum
Engel nedir görmedim düze çıkar her yolum
Taşıdığım altından ağrımasa sol kolum
Diyeceğim var mıdır benden daha mutlusu
Dünya yansa yıkılsa yarından umutlusu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!