Masal üflermiş annem sararken kundağıma
Güle meftun bülbülün bitimsiz tutkusundan
Bin bir gece düşünü sürermiş dudağıma
Serpermiş üzerime yüz yıllık uykusundan
Onun için belki de şiirim masal gibi
SEVDA ŞEHRİ AMASYA
Yemyeşil bir vadinin koynunda yatan ilim
Yabana resmetmeye aciz kalıyor dilim
Yüreğimi yarsalar, dilseler dilim dilim
Sitem edemem sana ellerim vicdanımda
Yollar ayırsa bile adın her an yanımda
Maviş gözlü kar tanem, evimin şirin gülü
Sevgi ile karılıp sunulan tek ödülü
Gülüşüne kurbanım annesinin bülbülü
Yaramaz şehzademiz seni şeytan çekici…
Dudağın çikolata, yanağın bal kovanı
Şiir lâmer şiir lâm
Şiir kelâm vesselâm
Gönül tasımda belâm
Çalıp gitmezse baykuş…
Şiir bir ağrı dağı
Dikenli düşünceler içinde geziyoruz
Çiy düşen yüzümüze, elimize batıyor.
Bilmez gibi yapsak da aslında seziyoruz
Damarlarda tutunan dikişimiz atıyor.
Kördüğümler yapmıştık oysaki dikişlere
Dikkatimizi verdik dünyadaki işlere.
Sessizlik hep sessizlik, geceler omzumda yük
Karanlığın koynunda batıyor ayak izim
Sınır bilmez vedalar ölümden bile büyük
Hengameler içinde yalnız ben mi sessizim
Gözlerimde soluyor sönmeyen sarı sızı
Ayın gümüş saçına sevdam takılıp gitti
Karıştırsam düşleri neresinde bulurum
Lacivert buz pistinden kayarak kaçtı güneş
Yavaş yavaş kayboldu kızıllığın koynunda.
Akşam ayaz vurdukça içimi yaktı ateş
Ömrün bütün çilesi gecenin mi boynunda?
Aklıma düşen bu kor söyle sen değil misin?
Ne için uğraşayım boşa gitti her çabam
Genlerimiz uyumsuz ne anamsın ne babam
Üzülmek de gereksiz kalmasın tek merhabam
Tadın tuzun kalmadı sen eski sen değilsin.
Adın vardı semanın karanlık kubbesinde
Sonsuzluk yağmuruyla Mekke’ye geliverdin
Selam durdu ateşler dünyanın habbesinde
İyiliği yaymaktı insanlığa tek derdin
Yüzündeki tebessüm kararttı yıldızları
Eğildi hurma dalı selam ey Habib dedi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!