Mayıs kadar sakindin aralık kadar hırçın
Bulut salkımı gibi tenine değen saçın
Açılan bir kapının aralığından girdin
Beynimdeki sarkaçlar çığlık attılar çın çın!
Bir tutam ümit sevgi, biraz öfke getirdin.
Hangi peri nağmesi kalbinden geçiyordu
Rüya gibi bir bahçe sözcükler çiçeklerim
Güç kuvvet versin diye imgeleri eklerim
Sularım gözlerimle açsın diye beklerim
Kanadını açarak kalemlere konarken
Ateşleri söndürür alevlenip yanarken.
Aman yapma Azrail acelen nedir böyle
Cennetteki huriler yetmez mi oldu söyle
Çoğunu unutmuşsun bir dolaşıver şöyle
Daha yeni yetmeyim yaşlanınca gelirim
Kutupta sıcaklardan haşlanınca gelirim
Neyzen’in şiiriyle taşlanınca gelirim.
Kırgın kalbe kış düştü infialler üşüştü
Kayıp giden gülüştü sanılmasın bir düştü.
-Giderken uyumaya günün yorgun güneşi
-Düşman bir el uzandı şiirin bahçesine
-Sarhoş muydu bilinmez çiçeğime dokunan
-Kurumu çöktü suya düşemeden uykuya.
Söylesene savruk gönül
Alevden mi dışın söyle
Söylesene kavruk gönül
Yaman mıdır kışın senin.
Her tarafta geziyorsun
Ne oldu bana bilmem farklı mıyım ellerden?
Kafamdaydı sessizdi konuşuyor yaratık
Birden nem kapıyorum sakin esen yellerden
Kendimden bile şüphe ediyorum ben artık.
Hayal ile gerçekler karışır mı doktor bey
İnsanlar kötülükte yarışır mı doktor bey?
Temiz suyla karmıştı topraktı ilk mayası
Kızıl sırla sarmıştı ustasının ayası
---Dokunmak istemezdi taşlardan çok korkardı
---Tak demişti canına bir gün kükredi esti
---Muhtaçtı akan suya kalkıp pınara vardı
---Kana kana su içti taştan ürkmedi testi.
Bakın şu edepsize hele bakın densize
Rotasını şaşırmış yol alan dümensize
Diyormuş; hak adalet savcı hâkim bana kul
Sanatçıymış doğuştan gerekmiyormuş okul.
Yargıç olsun vezirim bir mahkeme kurulsun
İrademdir bilinsin tez kellesi vurulsun!
Yarınlar bize tutsak bizler dünlere tutsak
Beyaz bir kısrak yapsak anın gemini tutsak
Çevremizde çevrili yıkılmak bilmez duvar
Göz kırpmayı unutan yaşlı gözlerimiz var
Saat akrebe tutsak akrep zehrine tutsak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!