siz
İsmail’in ilk halini bilmezsiniz
kaya gibi sert
dağlar gibi mert
baktı mı korkutur
kodu mu oturturdu
uzaktan işmar etmek
yok öyle
yanıma gel yanıma
ağ tabaka
retina
hekimin işi onlar
nokta gibi değil
kitap gibi duruyorsun aklımda
ne zaman canım sıkılsa
sevinçliysem
ya da
uykum kaçmışsa
öldüğümde kadınım
kıskanma
ellerinle ver beni
sevgiyi eker gibi toprağa
bakarsın baharda ben
kırılmış bir kolu onaracak
zamanı olur belki ama zamanın
kırılan bir kalpse onu ancak
kucağı sarar toprağın
kapımsın
yalnızlıklarımın kapılarını
bir bir
yüzlerine kapatan
kalıverir dışarıda
yaşanmayan seninle
hızlı gelir Eylülde
gün inince karanlık.
için için,
kara sarı,
bir yalnızlık dağlar yüreğini
gelmeyeni bekleyenin
dindi
esmiyor artık başımda kavak yelleri
iyiydi
bir simit gibi bölüşüp
çocuklarla yaşamı
bir gün diye ömrü
üzülmem kelebeğe
razıyım
varsın kısa olsun
benimde ömrüm
geçecekse




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!