Adnan Deniz Şiirleri - Şair Adnan Deniz

Adnan Deniz

Öyle bir ağaçtın ki…
Boynun dimdik ve mağrur.
Zaman geldi,
Çürüdün içten içe…
Bir baktın içten kurtlar türedi.
Bir ağaçtın ki

Devamını Oku
Adnan Deniz

Ülkemizin en önemli problemlerinden biriside denetimsizliktir. Çünkü insanoğlunun en zayıf yanlarından biriside kendini denetimsiz hissettiği an hemen gevşemek ya da işi savsaklatmak olmaktadır.
Kişi çok çalışkan olabilir, ama çalışanla çalışmayanı ayırt etmediğin andan itibaren çalışanıda kaybetme tehlikesi içerisine girilebilir. Çünkü insanlar mizaçları gereği kendilerini ve eşdeğer olan aynı ortamdaki kişileri ve bunlara uygulanan muameleyi gözlemlemektir.
Şimdi çok önemli iki unsur ortaya çıkmaktadır. Birincisi, kişilerin çalışmalarını, yaptıklarını veya yapmadıklarını mutlaka denetlemek zorunluluğu vardır. Böyle olmazsa hiç kimseyi çalıştırmak mümkün değildir. Çalışmayan ya da savsaklayan kişilere mutlaka uygulanması gerekli caydırıcı yaptırımlar olmalıdır. Eğer bir kişi, bir görevi kabul etmişse bütün ayrıntılarıyla o işi yapacağına dair sözleşme imzalamış olmaktadır. Kanunlarda, yönetmeliklerde verilen görevleri yerine getirmediği takdirde kişilere verilecek ceza ya da başarılarından dolayı verilecek ödüller kesin çizgilerle belirlenmiştir. Ozaman yapılması gereken bu işleyişi aktif duruma getirebilmektir.
Mesleklerin her birinin aktif halde İşleyebilmesi için, o mesleklerin ellerinde olan etkin güç ve yetkilerin olması gerekir. Çünkü yetkisi olmayan kişinin mesleği ile olan etkinlikleri yerine getirebilmesi mümkün değildir.
Kurumları yöneten yöneticilerin dikkat etmesi gerekli ikinci unsur, meslekteki çalışanlarıyla kurduğu iletişimler ve bu iletişim sırasında çalışanla çalışmayanları ayırt edici özelliğini kullanabilme yetisidir. Adaletli bir yönetici, o kurumda çalışan herkes tarafından takdir edilir.
O yönetici ile birlikte çok önemli icraatlara imza atabilirler. Yöneticinin olması gereken en önemli özelliklerinden biriside, doğru, çabuk ve isabetli kararlar alıp, anında uygulamaya koyabilmesidir. Genelde işlerin yürümediği kurumlara bakıldığı zaman görülen en önemli eksikliğin o kurumdaki çalışanların iyi yönetilmemesi sorunudur.

Devamını Oku
Adnan Deniz

Sana yazmak istiyorum,
Kalemim donakalıyor
Yüreğim buz...
Bir şeyler kaybetmişim biliyorum.


Devamını Oku
Adnan Deniz

Bizim güneşimizsiniz,
Alınyazısı memleketimin.
İşiten kulağımız
Gören gözümüzsünüz.


Devamını Oku
Adnan Deniz

Yırtıp atarken,
Takvim yapraklarını.
Hissetmek,
Bir kuşun kanat çırpışını.
Bir çiçeğin büyüyüşünü görmek,
Yeni bir sabaha ulaşmak güzel

Devamını Oku
Adnan Deniz

Doyumuna oynadığımız oyunun,
Yarısını çoktan aştık.
‘Yaş otuz beş yolun yarısı eder’
Demiş ya şair…
Kaybettik teker teker varlığımızı

Devamını Oku
Adnan Deniz

Bir buldum bir kaybettim,
Seni bir serap gibi.
Ayrılırken baktımda
Halin bir harap gibi.


Devamını Oku
Adnan Deniz

Hislerin soyunmuş,
Selama durur.
Saçların sularda
Taranır böyle.

Sesinin bestesi,

Devamını Oku
Adnan Deniz

Seni sevdiğim gün
Gelmeyen dert kalmadı,
Başıma.
Aş ekmekten kesildim,
Yangın yeri oldu yüreğim
Delilendim.

Devamını Oku
Adnan Deniz

Yaşama sevincini yüreğinde hissedenlere, kendilerini oldukları gibi kabul edip hayata merhaba diyenlere selam olsun. Neden mi? Hayatta her şeye sahip olup ta hala kendilerini dipsiz kuyulara atmaya çalışanları görünce bu sözü söylemeden geçemedim. Muhsin Yazıcıoğlu parkında eski bir arkadaşımla karşılaştım. Ayakları tutmuyordu, tekerlekli arabaya mahkûmdu, çok yıpranmıştı ama yüzünden gülücükleri eksik etmiyordu. Tanıdığım ilk günkü gibi inadına hayatla barışıktı.
Ellerinde sağlık gibi bir nimeti olan bizler ise anlaşılmaz bir inatla hala ben deme uğraşı içindeydik. Aslında toplum içinde mutlu gibi görünüpte yalnızlığı içimizde yaşayanlar acaba bizler miydik? Ha bire ellerindeki boncukları kolye, tespih vb. benzer bir şeyler yaparken yüzündeki bütün geçmişin anısıyla hala var olmanın en garip hazzını duyan bu arkadaşa bütün mutsuzların gıpta ile bakmaları gerektiğini düşündüm.
Biraz ilerde elindeki değneği ile hayata sıkı sıkıya sarılmış, yüreği ile herkesi görebilen ve olanca yeteneğini sergilemek için uğraş veren birini görünce şaşırdım. Gören gözler derneğine başkanıydı ve uğraşı kendisi gibi olan ancak öğretmenlik sınavına hazırlanan arkadaşlarına heyecanla yardımcı olmaya çalışıyordu.
Ve… Göç yolu caddesinden gençler geçiyordu. Sağlıklı görünüyorlardı. Ama hiç birinin yüzünde mutluluk ifadesi yoktu. Hep acele ile geçip gidiyorlardı. Hiç bir şeyleri yoktu ama belli ki büyük sorunları vardı, kendilerinin bile kabul etmedikleri.
Hayatı zora sokmak için var gücüyle uğraşan bizler ne arıyorduk mutlu olmak için? Yatlar mı? Katlar mı?
Bizler bir selamı bile esirgerken, paylaşmayı unutmuşken, hep ben demekle meşgulken acaba biz mutlumuyduk. Evler, Arabalar, yeni modeller, markalı giyecekler, başkalarına hava atmakla geçen bir ömür. Birbirimizi geçmek için akla hayale gelmeyecek oyunlar sergilerken,

Devamını Oku