Kimi çok seviyorsunuz ve neden? Hiç düşündünüz mü? Aklımızdan kimler geçer kimler ama nedenine bir anlam vermek o kadar zorki! Gençleri görürsüz sanatçı konserlerinde adeta kendilerinden geçmiş gibi bağrışırlar. Neden? Sanatçıya bu kadar düşkünlük ve bir sevgi gösterişimidir yoksa onun üzerinden kendisine sosyal prestijlerini mi yüklemek istemektedirler. Eğer bu büyük bir sevgiyse neden konser sonrası anıların içinden dahi çıkamayacak derece kaybolur gider.
Sevgi diyince hemen dünyevi sevgiler gelir akıla. Birini sevmek, âşık olmak onunla devamlı beraber olmak. Neden ve nereye kadar. Amaçlanan dünyevi arzu nedir? Bakarsınız çok sevdiğiniz, aşkınız kötürüm oldu. Bu sevgi devam edebilecek midir? Yoksa yerini acımaya mı bırakacaktır. Yâda hızla çok sevdiğiniz kişiden kaçılacak mıdır?
Sevgi paylaşmak mıdır? Fedakârlık mıdır? Anne ve Babamıza duyduğumuz sevgi, onların bize karşı gösterdikleri fedakârlıklardan mı kaynaklanmaktadır. Korunmaya ihtiyacımız olduğu zamanlarda hep yanı başımızda olan Anne ve babalarımızı çok sevdiğimizi söyleriz.
Ancak onların yaşlılıklarında ve zor durumlarında onlara ne kadar sevgi ve fedakârlığımızı
Gösterebiliyoruz. Ancak o zaman bizde var olan sevginin ölçüsünü değerlendirebiliriz. Sevdiğimizin bütün zorluklarında, bütün kötü durumlarında onların yanındaysak sevgimizin tezahürünü gösterebiliyoruz demektir. Ayrıca insanların mutlu olmaları içinde mutlaka sevgiye ihtiyacı vardır. Sevilen insan hayata daha pozitif bakar ve hayattan zevk alır. Ama sevgisiz insanlarda görülen yaşamdan bıkkınlık, hayata küskünlük ve hayatta başarısızlık durumlarına sıkça rastlayabiliriz. İnsanoğlu çocukluğunda eğer sevgiyle büyümüşse sevmeyi, şiddet içinde büyümüşse şiddeti öğrenir.
İnsanlar neleri niçin sever? Önce sevginin temelinde duygusal yakınlık, akrabalık bağları, ilahi duygular, insanların birbirine karşı yakınlık duyması ve birbirine yaptıkları koruyucu duyguları, birbirlerine karşı yaptıkları iyilikler sevginin ortaya çıkmasında etkili olan unsurlardır. Mutlaka her insanda sevgin tezahürleri vardır. Ama birin sevdiği kişi, diğeri tarafından sevilmez. Bu da insanların birbirlerine bakış açısında gizlidir. Birine karşı iyi olan diğerine karşı iyi olamaz. Yaratandan ötürür yaratılanı sevmek, yaratanın yarattığı bütün mahlûkatı sevmek, aslında yaratanı sevmekte son bulur. Yaratanı seven insandan kötülük bekleyemeyiz, çünkü o yaratanının emirlerini yerine getireceği için kötü hal ve davranışlardan sakınır. Genelde sevgi yüklü insanlar pozitif enerjiye sahiptirler. Hayatı sevgi bahçesi yapmak onlar için önemli bir amaçtır. Ama bahçelerde dikenler her zaman var olacağı için, sevgi her zaman kazanamayabilir. Ama mutlu yaşayabilmek için ve çevremizdekilerle mutluluğu paylaşabilmek için sevgimizi yansıtmalı ve paylaşmalıyız.
Unutursun biliyorum,
Unutursun.
Üçbeş gün,
Bilemedin bir kaç hafta...,
Başkası çıkar
Beni saran kolların onu sarar
Bu gece bu yağmur böyle yağarsa,
Sevgilim gözümde yaş kalmayacak.
Senin bu yaptığın eğer kahırsa
Yoldum hep saçları saç kalmayacak.
Hüzüne bağladım bütün işimi,
Göze çarpan ilk şey bir viraneyi andıran evin önünde yaşlı bir kadındı. Kadının arkasındaki ev’le kadının hayat hikâyesinin benzer olması en dikkat çekici unsurlardan birisiydi.
Yaşlı kadın gözünü amaçsızca ileriye dikmiş öylece duruyordu. Düşünüyor muydu, bilemiyorum. Ama duruşu o kadar çok şey anlatıyordu ki… Sanki arkasında yıkılmaya yüz tutmuş ve kader birliği ettiği ev’in anlatmaya çalıştığı durum, kendi hikâyesi gibiydi.
Her şeye razı bir halleri vardı. Yalnızlık, zaten terk edilmişliğin en acı sonucunu gösteriyordu. Zamanın en güzel evi yâda zamanın en güzel kızı kisvelerini alıp gitmişti yine zaman denilen acımasız sonsuzluk.
Bu evde şen kahkahaların yükseldiği, mutluluk şarkılarının söylendiği, boy boy çocukların büyüdüğü görülmüştü. Bu Yaşlı kadının beklide upuzun siyah saçları vardı. Belki de kahve gözlerine şiirler yazılmış, önünde diz çökülerek serenatlar yapılmıştı. Ama şimdi yapayalnızdı ve herkes onun ölümünü onaylamış gibiydi. Yaşlı kadın için umut olan çocukları değimliydi? Ama onlar yoktu! Onlar kendi kaderlerinin peşine düşerek yaşlı annelerinin durumuna gelmeyi beklemekteydiler. Biliyor musunuz, çocukları yaşlı anneleri gibi olacaklarından haberdar değillerdi. Evin ağaçları kırılmış aşağıya doğru sarkmaktaydı. Her tarafı delik deşik olmuş emanet bir virane gibi bir köşeye sinmiş yıkılmayı beklemekteydi. Ama kendi gibi bir yaşlı kadın emanetini vermek için gelecek bir haberciyi beklemekteydi. Her şey kabullenilmiş vaziyette her gün anlamsız bakışlarla ta uzaklara bakılıyor, hem ev hem de yaşlı kadın günden güne yıkılıyordu.
En zor olanı yoldan gelip geçenlerin yaşlı kadın ve evini hiç görmeden çekip gitmeleriydi. Sanki bu evin önünde hiç kimse yoktu ve ev hiç yapılmamıştı. Hâlbuki bütün emeğini vermiş
Eşiyle nice yokluklardan sonra bu evi yapmıştı. Çocuklarını bu evde nice ümitlerle büyütmüştü. Hâlbuki çocukları ne vaatler etmişlerdi annelerine. Ama artık hiç kimsenin haberi olmayacak, yok sayıldığı gibi “Bir garip öldü diyeler, soğuk su ile yuğalar”misali
Yeniden başlamalıyım hayata,
Bildiklerim bana kalmalı
Öğrendiklerimi veremem.
Bana kalmalı ama....
Herşeyiyle yaşamak.
Ekmek yiyip, suyumuzu içenler
Neden onlar kraldan çok kralcı!
Biz olmuşken bu vatanın sahibi
Yolcu güler,Neden ağlar ki hancı?
Hancı bilki gönüldeki güç sensin
Hep yılgı atları sarar etrafımı,
Hep küçülür küçülürde kaybolurum.
Ket vuramam duygularıma,
Hangi mevsim hangi Çiçek açar bilemem.
Kayıyor mazi gömleği elimden,
Söküp alıyorum
Zaman perdesinden çehremi.
Atı'nın yelesini
Bir daha tutmuyorum
Bir daha bakmıyorum yüzüne.
Bıldır bu zaman, hafızalarda yer etmiş beklentiler ya olumlu sonuçlanmış ya da hüsranla bitmiştir. Önemli olan kişilerin hayallerinin peşinde koşuyor olmasıdır. Her yere düşüşte ayağa kalkabiliyorsak mücadele azmimizden hiçbir şey kaybetmemişizdir. Zor şartlarla mücadele ederek başarılı olmak ya da kişinin isteğini elde etmesi var olmanın en büyük hazzıdır. Çünkü mücadele azmi insanı ayakta tutan yegâne değerdir.
Zamanı bir çizgi üzerinde devamlı akıp giden bir serüven olarak kabul edersek, bu çizgide iz bırakmak ve bu esnada zevk almak yaşamak demektir. Kardelenler gibi kış aylarında bembeyaz karlar altından çıkabilmek, zemheride gül olmaktır, başarmak.
Okul yollarında, iş yerlerinde sanatta, sporda başarabilmek ve mücadele edebilmektir. Mini mini bir çocuğun gözlerinde mutluluk saçan bakışlarıyla okullu olmak ya da liseli olmak, üniversiteli olabilmektir, zemheride gül olmak.
Telaşlı bir neşe ile koşuşturan ailelerin sevincidir, okullu olmak. Hep birlikte mutlu yarınlar kurabilmek için sımsıkı bağlanmak duygu bağlarıyla ve bütün zehmeri aylarını geride bırakabilmek için kolları çemreyerek mücadeleye başlayabilmek ve eninde sonunda başarabilmektir.
Ayakta durabilmek ve dirençli kalabilmek azim kararlılık ve inanç gerektirir. Çünkü zemheri çok çetin şartları içerir. Soğuktan, kardan, kıştan etkilenmeden ayakta kalabilmek ya da mücadele edebilmektir bütün zorluklarda. İşte bütün mesele budur.
Yaşamak gerçekten başlı başına bir mücadeledir. Bu Mücadele Hep zemheride açan bir gül gibi Kalabilme isteğinden doğar.Bir türkümüzde de dediği gibi "sanki benim mor sümbüllü bağım var, zemheri ayında canım gül ister benden"..Evet herkesin beklentisi yaşadığımızı gösterebilmemizdir.Aralık ayları hayatımızın her bölümünde olacaktır.Önemli olan şubata ayına kadar ayakta kalmayı başarabilmektir.Zemheri yerinde yaşama sıcaklığına kavuşmanız dileklerim ile…
Kozan Milli Eğitim Müdürlüğünce, Kütüphanecilik haftası nedeniyle 1 ve 2 Nisan günleri Muhsin Yazıcıoğlu parkında okuma günleri düzenlendi.
Bu uygulamaya Kozan 1.okuma günleri şenliği adını verebiliriz. Çünkü projenin sahibi olan Milli Eğitim şube müdürümüz Süleyman Alpaslan Bey şimdiden bu uygulamaya geniş bir katılım sağlayabilmek için okul müdürlerinden oluşan bir komisyon oluşturdu bile. Bu da bize de gelecek yıllarda bu uygulamanın kozan genelinde devam edeceği izlenimini oluşturdu.
Bütün Okul Müdürlerinin ellerinde kitaplarla Muhsin Yazıcıoğlu parkında bulunmaları ve bir saat kitap okumaları gerçekten takdire şayan bir örnek teşkil etmiştir.
Göç yolundan gelip geçen Kozanlılar merak ve ilgiyle bu etkinliği dikkatle izlediler. Biz bu merak ve ilginin ileriki yıllarda katılıma dönüşebileceği ümidini taşımaktan bile mutluluk duymaktayız.
Bu etkinliği ziyaret edip, bizzat kendiside kitap okuyarak Etkinliğimize katkıda ve destekte bulunan Sayın Belediye başkanımızda bu duyarlılığından dolayı teşekkür ediyoruz. Bu Tür etkinliklerin katılım desteği ile devam edeceği düşüncesiyle diğer kurum amirlerinin de bu tür etkinliklerde bulunması en büyük dileğimiz olacaktır.
Gençlerimize okuma alışkanlığı kazandırmak hepimizin hedefi olmalıdır. Çünkü insanların daha bilinçli, insancıl ve üretici olmaları okuyarak elde edecekleri kültür birikimleriyle gerçekleşebilir.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!