Adnan Deniz Şiirleri - Şair Adnan Deniz

Adnan Deniz

Gül taktım saçlarına,
Getirip kucak kucak.
Anlamsız hayatımın
İsmini baştan koydum.

Biliyorum tan yeri,

Devamını Oku
Adnan Deniz

Bilmem kaçıncı akşam güneşi,
Üzerime yıkılan şimdiye dek.
Kaçıncı bekleyişim mektuplarını
Baş eğik hasret hasret.

Örümcek kutuları posta kutuları,

Devamını Oku
Adnan Deniz

Seni düşünerek, seni yazarak,
Bu günü'de heder ettim be gülüm.
Bazan oturarak bazan kızarak
Ben kendimi beter ettim be gülüm.


Devamını Oku
Adnan Deniz

İnsanların bakışlarından çeşitli anlamlar çıkarabiliriz. Bir bakışta kin, nefret ve öfkeyi ta derinden hissederken başka bir bakışta, gözlerin derinliklerindeki sevgi sağanağının esiri oluveririz. Bir bakış bizi alaycı bir havada karşılarken başka bir bakışın cüretkâr davetinin esiri olup, idam sehpasına kendi ayaklarımızla çıkabiliriz.
Bir bakış, başka bir bakışa içinden geçenleri bir bakış salisesi içerisinden anlatırken, bir bakış sevdiğinin aşkından emin olmasını sağlayabilecek kadar güçlüdür.
O kadar derin anlamlar yükleriz ki bakışlarımıza, bazen karşıdaki kişiyi bir bardak suda boğacak kadar hırçınlaşır bakışlarımız. Bazen mavi bir denizin berrak sularında kaybolur gider gibi karşıdaki kişinin mavi gözlerinde kaybolur gideriz.
Bakışlardır huzur veren insana ve insanın kendine güven duymasına sebep olanda bir bakıştır aslında. İnsanların kapsama alanına girebilmenin yolu veya girememenin yolu da bir bakıştan geçer.
İnsanların gelecekten umutlu olduklarını ve geleceğe güvenle baktıklarını gözlerinden anlamak mümkündür. Ya da gözlerinden artık hayattan hiçbir beklentisi kalmamışları ve yarından ümitsizce yaşayanları da anlamak mümkündür. İnsanlar birisinin kendisine bakışından o kişinin kendisine dost mu düşman mı olduğunu da daha iyi anlayabilir.
Gerçekten de insanlara baktığınız da şairin ‘’dışının görünüşü içinin aynasıdır’’ sözüyle nasıl bu dizenin örtüştüğünü görmek mümkündür Burada görüntüyü sağlayan yegâne organımız ise gözlerdir. Gözler her şeyi ele verir, eğer gerçeklere ulaşılmak isteniyorsa direk insanların gözlerine bakmak yeterlidir. Utangaçlığı, âşık olmayı, doğru söyleyip söylenmediğini, sevilip sevilmediğini insanın aynası olan gözlerden öğrenmek mümkündür.

Devamını Oku
Adnan Deniz

İnsanlar ne kadar çaresizler, Allah’ım! Bu çaresizlik içerisinde çırpınıp tutunacak bir dal ararlar. Ama mutlaka herkesin kendisini oyalayacak bir gerekçesi vardır. Yoksa dünya yaşanmaz bir hal alır. Bazen dışarıdan insanları dikkatle izlerseniz bu yalnızlığı ve çaresizliği gözlemleyebilirsiniz.
Bazıları dünyevi zevkleri kendilerine iş edinirler. Birbirleriyle yarış yada kendisini diğerinden üstün tutma ve görünme sevdası birden zamanın nasıl boşuna geçip gittiğini bize gösterir. Bazıları hayatı çocukları oluncaya kadar kendileri için, çocuklardan sonra torunları için yaşarlar. Çocuklar okusun adam olsun, evlensinler, torunlarımı seveyim diye çırpınıp dururken, birde bakarsın ki zaman almış başını gitmiştir.
Bu sırada hayatın ekonomik gerçekleriyle de çırpınıp dururken, öteki dünya sızıntıları başlar yüreklerde. Halbu ki neler beklenmiştir hayattan. Ama işte dünya gemisi su almaktadır. Kaptan olmak zordur. Kaptan olmak ve gemiyi kurtarmak için dünyada geçen zamanı iyi değerlendirmek gerekmektedir halbu ki.
Herkes kendisini bir boşluğa bırakmıştır. Hem de ne boşluk. Yapılmak istenenlere ulaşılamamıştır. İstekler hep boğazında düğümlenmiştir. Yaşamın anlamını sorgularlar kendilerince. Nedir bu koşturmaca ve nedir bütün zorluklara karşı direnme sevdası. Ne beklenmektedir yarından? Halbu ki yarın bu gündür. Yarını beklemek gerekilmez. Yarını yaşamak ve yaşatmak lazımdır.
Sevgiler büyütür insanı. Saygılar yüceltir. Elinden tutulan bir çocuk, gözyaşı silinen bir yetim aslın da hayatın anlamıdır. Sevinçle paylaşmak insanlarla yüreğini, başka bir haz verir insanlara. Çiçekleri sulamak boynu büküldüğünde, canlandırır insanları. Aslında amaç yaşamı anlamlı kılmaktır. Duygulanmak, bazense içli içli ağlamaktır sicim sicim yağarken nisan yağmurları.
Aslında yarın bu gündür… Gülümsemektir hayata karşı, insanlara karşı. Ümit vermektir yani karabulutları dağıtmaktır başımızdan. Yaşamayı sevmek, yaratandan ötürü yaratılanı sevmektir.

Devamını Oku
Adnan Deniz

Nemli ve sıcak bir günün en tatlı rüyası, denizden karaya vururken dalgaların çıkarmış olduğu seslerdir. Ak denizin o uçsuz bucaksız maviliğine kendini bırakarak gözlerinin ve bedeninin dinlenmesine kulaç atmaktır.
Türkiye uçsuz bucaksız denizlerinin çevrelediği sularıyla adeta bir cennet ülkesidir. Akdeniz ise bu cennet köşenin bir manzarası gibi güzelliğini haykırmaktadır.
Mersinden sahil boyunca uzandığında, denizlerin kıyısını çevreleyen siteler hemen boy gösterir. Bu aslında turizmin ülkemiz açısından bir başlangıç noktası olarak gösterilebilir. Ama doğanın güzelliğinin artık yapay güzelliklere kendisini teslim ettiğinin de işaretidir. Dinlenmeyi aslında yorulmakla eşdeğer sayan bizler için, kalabalık diskolar ve barlar sanırım denizden döndükten sonra anlatılmaya gerek duyulan ayrıntılardır. Hala bakir kalan deniz sahilleri bulanlar açısından çok şanslı bir deniz mevsimi geçirilmiş sayılabilir. Ama bu kezde insanlara hizmeti yalnızca karşıdaki kişinin cüzdanı olarak görenler açısından bir noktayla karşılaşabiliriz. Hizmet vermeden kazanmak… Biliyor musunuz, çalışmadan kazanmak istemenin moda olduğu ülkemizde, insana saygının, kişide var olan parayla ölçüldüğü günümüzde, vatandaş olmanın dayanılmaz yalnızlığını ta iliklerimizde hissederiz.
İnsanlardaki çelişkiler hemen kendisini karalardan denizlere doğru göstermeye başlar. Kimisi çok istememesine rağmen kendisini denize giren diğer bireylerin ortamında bulur. Hiç yapmadığı ya da günah olarak bildiği mahrem yerlerinin nikâh düşenlere gösterilemeyeceği inancı birden kendisini kaybetmiştir. Nasıl bir çelişki ki daha önce yapmadığı her hareketi çok doğal bir iş yapıyormuşçasına rahatlıkla yapar vaziyete gelivermiştir. Kimisi, soyunmanın modern bir insanın yapacağı bir iştigal olarak kabul eder ve doğal bir iş olduğunu apaçık ortaya koyar. Birde kendilerini bu iki guruptan farklı sayarak her yanı kapalı denize girenler ise düşüncelerini, inançlarını giysileriyle pekiştirmek istercesine mavi sulara kendilerini bırakmaktadır.
Dinlenmenin yorulmak olarak algılandığı ülkemizde, deniz kenarlarında aşk şarkıları okuyarak, sarmaş dolaş gezmek ya da yazlık aşk maceraları peşinde koşmak herhalde yapılan en heyecanlı uğraşlardan olsa gerekir! Ya da akşamsefası kurulan çilingir sofrası, denize karşı kurulan masalarda dinlenmenin hazzını çıkarmaktadır. Geç vakitlere kadar süren okey partileri, çığlıklar ve aşk şarkılar hazzın son deme vurduğu ama yarına azıkların tükendiği dünyamızda insanlarımızın son garip tatilleridir.

Devamını Oku
Adnan Deniz

Her şey gördüğün gibi değil,
Mutlaka bir gizlisi var.
Her duyduğuna inanma
Bazı sözde yalan var.

Aldanma her güzele,

Devamını Oku
Adnan Deniz

Kırıldım, üzüldüm üzmemek için
Kendimi zorladım kızmamak için
Ne yaptımsa ben kendime yaptım
Kendimi kimseye anlatamadım.

Hep üstünkörüde kapılar kitli

Devamını Oku
Adnan Deniz

Simsiyah gecenin apak düşleri,
Bir sabır çiçeği taktı döşüne.
Gözyaşı gül açtı bakışlar yeni
Her adım bir öksüz şafağa doğru.


Devamını Oku
Adnan Deniz

Yıkarım dünyayı sensiz olunca
Gülümsesen,
Cennet olur bana dünya.
Sen bir gül olursun
Evreninde doğanın.
Yaprağın ben,

Devamını Oku