Bittiğini hissedersen yaşamın
Neyi değiştirirsin.
Nefes alman azalır önce
Azalır ümitlerin
Çok basit bir tarifle
Bir bir dökülüyor yapraklar sonbaharda,
Mümkünü yok toplamanın hazanı.
Giden gelmez ardından ağlamakla
Gidiyorlar alıp bendeki her anı.
Minik bir serçe kuşu,
Gökten süzülen yağmur
Ihlamur kokusu bahçede
Yine bahar oluyor.
Gözlerinde,
Aradığın herşeyi bulursun.
Ona göre tarar saçlarını,
Yön verir bakışlarına.
Islak tebessümler kondurur,
''Anlamak ne zor hayatı,
Varsın; seninle herkes
Yoksun; eyvallah!
Olacaktı birgün
Mukadderat! ''
Ölümü görebilirmisin?
Ya öldüğünü...
Canlı yayınlarla,
Uluorta.
Savunmasız,
Soframızda bana açılan yeri,
Bahçemizde o kırmızı gülleri
Yıllar varki görmediğim o yeri
Özledim ben kozan'ımı özledim.
Bağla yalan atını gerçekten kaçılırmı?
En diri düşünceler şimdi sararmış bir gül.
Sevgiye kulp takıldı şimdi peşinde madde
Maske takıp dediler bu kervan böyle yürür.
Kimsesizin kimsesi olabildik mi?
Ah! bir aşk uğruna solabildik mi?
Bilmem bizde gönül alabildik mi?
Gönlü bol olan dosta merhaba.
Çocukluğumuzda var olan mekânlar birer birer el değiştirip tadilattan geçirilerek yeniden hayat buluyorlar. Oyun sahası olarak kullandığımız arsaların yerinde dev binalar yükselirken bizlerse birer birer terki-mekân ediyoruz dünya’yı.
Çalışan esnaflara baktığımızda, gençliğinde tanığımız kişilerin kopyasına yeniden şahit oluyoruz. İnsanlar devir daim ederek doldururken boşlukları yaşananların bir anı olarak kaldığına tanıklık ediyoruz.
Aynı telaş ve ümitlerle hayat devam ediyor… Dün babalarının kazanma ve geçim telaşları bu gün oğullarının geçim telaşına dönüşmüş. Emaneti devraldığı kişileri hatırlamak dahi çok uzun zaman alıyor. Çünkü kabullenilmişlik o kadar işlemiş ki insan beynine, yaşanan hayatın hiçbir zerresinde geçmişle ilgili bir şeyler yok gibi duruyor. Ancak, insanların var olma ve mutlu olma çabaları her zaman ağır basıyor.
Bütün acılara ve yokluklara rağmen var olmak istiyor insanoğlu. Zerrecik tatminler veya mutlulukları baş tacı ederek ayakta durmanın yollarını arıyoruz. Lakin hırsın esiri olmaktan ve dünyanın oyunlarına alet olmaktan kendimizi hiç esirgeyemiyoruz.
Kişiler geçiyor birer birer sokaklardan, tanıdık yüzler geçiyor. Hepsiyle ilgili bir şeyler söylüyor beynimiz. Ancak, yalnızca geçiyorlar dünkü baş tacı edilenler belli ki nesillerin nankörlüğünü hissediyorlar yüreklerinde ya da çaresizliğini akıp giden zamanda yok olmanın.
Dün kendilerine aşk şiir’leri yazılanlar, dev aynasında kendisini görenler, kabullenmemek için var olan gerçekleri, hala hayata ayak diretiyorlar. Gençler geçiyor bizlerin eskitemediği caddelerden, sokaklardan. Hepsi bitmeyecek gibi bakıyorlar geleceğe. Hepsi gıpta ile iç çekiyorlar devasa binalara, lüks arabalara. Ama adı konulmamış bir yalnızlık yaşıyor insanoğlu. Varlıkla yokluğun ince çizgisinde yüreğini ne kadar güzelliğe açabileceğini hiç düşünemiyor. Hep “Ben “şarkıları söyleniyor sokak ortalarında ancak ben’den hiçbir şeyin kalmayacağını, ebedi yaşamak için geride bir şeyler bırakılması gerektiğini hatırına bile getiremiyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!