N e o dalgalı saçlarını,
Ne azgın dalgalarını...
Ne söylediği şarkıyı
Ne'de seni
Sevmiyorum seni deniz.
Yırtıp atarken,
Takvim yapraklarını.
Hissetmek,
Bir kuşun kanat çırpışını.
Bir çiçeğin büyüyüşünü görmek,
Yeni bir sabaha ulaşmak güzel
Doyumuna oynadığımız oyunun,
Yarısını çoktan aştık.
‘Yaş otuz beş yolun yarısı eder’
Demiş ya şair…
Kaybettik teker teker varlığımızı
Gönlüme nasıl girdin,
O hüzün mevsiminde.
Saçlarında,
Neden gezdi ellerim.
Bilmem nasıl yeşerdin
İstenmeyen o yerde
Öldümmü varmıyım hesaptamıyım?
Yaşadım bitti mi kimin yanıyım?
Bilmeden sanırım ben bir anı'yım
Anladım bu yürek sanırım öldü!
Tanımam kimseyi herşey bir yalan
Yaşama sevincini yüreğinde hissedenlere, kendilerini oldukları gibi kabul edip hayata merhaba diyenlere selam olsun. Neden mi? Hayatta her şeye sahip olup ta hala kendilerini dipsiz kuyulara atmaya çalışanları görünce bu sözü söylemeden geçemedim. Muhsin Yazıcıoğlu parkında eski bir arkadaşımla karşılaştım. Ayakları tutmuyordu, tekerlekli arabaya mahkûmdu, çok yıpranmıştı ama yüzünden gülücükleri eksik etmiyordu. Tanıdığım ilk günkü gibi inadına hayatla barışıktı.
Ellerinde sağlık gibi bir nimeti olan bizler ise anlaşılmaz bir inatla hala ben deme uğraşı içindeydik. Aslında toplum içinde mutlu gibi görünüpte yalnızlığı içimizde yaşayanlar acaba bizler miydik? Ha bire ellerindeki boncukları kolye, tespih vb. benzer bir şeyler yaparken yüzündeki bütün geçmişin anısıyla hala var olmanın en garip hazzını duyan bu arkadaşa bütün mutsuzların gıpta ile bakmaları gerektiğini düşündüm.
Biraz ilerde elindeki değneği ile hayata sıkı sıkıya sarılmış, yüreği ile herkesi görebilen ve olanca yeteneğini sergilemek için uğraş veren birini görünce şaşırdım. Gören gözler derneğine başkanıydı ve uğraşı kendisi gibi olan ancak öğretmenlik sınavına hazırlanan arkadaşlarına heyecanla yardımcı olmaya çalışıyordu.
Ve… Göç yolu caddesinden gençler geçiyordu. Sağlıklı görünüyorlardı. Ama hiç birinin yüzünde mutluluk ifadesi yoktu. Hep acele ile geçip gidiyorlardı. Hiç bir şeyleri yoktu ama belli ki büyük sorunları vardı, kendilerinin bile kabul etmedikleri.
Hayatı zora sokmak için var gücüyle uğraşan bizler ne arıyorduk mutlu olmak için? Yatlar mı? Katlar mı?
Bizler bir selamı bile esirgerken, paylaşmayı unutmuşken, hep ben demekle meşgulken acaba biz mutlumuyduk. Evler, Arabalar, yeni modeller, markalı giyecekler, başkalarına hava atmakla geçen bir ömür. Birbirimizi geçmek için akla hayale gelmeyecek oyunlar sergilerken,
Henüz söylemediğim sözler,
Duyuyormusunuz?
Söylenmeden kaybolanın
Siz olduğunu.
Uçuşun kelimeler,
Vurun darağacıma
Biraz bekle hele acele etme!
Bu dünyada her şey sırayla olur.
Sırayla yaşamış nice insanlar
Herkes sırayla yaşar sırayla ölür.
Birşeyler kımıldıyor yüreğimde
Mutluluğunu yaşıyorum,
Sımsıcak yuvaların.
Yavruların sevincini paylaşıyorum.
Çicekler getiriyor çoçuklarımız,
Çok uzak düşlerin dudaklarında,
Şimdiki zamanın yitik ümidi.
Bilmemki nereye kaybolur yıllar
Gözümün önünde bitip eridi.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!