İstasyonun dördüncü bankı benim yerimdir,
Üzerindeki boyalar dökülmüş, tahtası soğuktur.
Her gün saat dört treni geldiğinde,
Gözlerim vagonların kapılarında asılı kalır.
Yıllar önce aynı peronda söz vermiştin,
"İlk sonbahar yağmurlarıyla döneceğim" demiştin.
Cebimde o günden kalma buruşmuş bir bilet var,
Tarihi silinmiş ama gitmek istediğim yer hâlâ belli.
İnsanlar iner trenlerden; kavuşmalar, sarılmalar...
Bir bavulun tekerlek sesi yankılanır betonlarda.
Ben sadece izlerim, kimin kimi beklediğini,
Kimin hangi şehirden hüzün taşıdığını.
Seni tanıyanlar artık yok bu kasabada,
Sadece eski bir biletçi sorar bazen: "Hâlâ mı?"
Gülümserim, cevap vermem; çünkü biliyorum,
Trenler gelir ve gider, ama bazıları hiç dönmez.
Şimdi yağmurlar başladı yine, toprak kokuyor hava,
Bankın soğuğu işlemiş kemiklerime kadar.
Seninle paylaştığımız o tek şemsiyeyi hatırlıyorum,
Sırılsıklam olmuştuk, gülerken nefesimiz kesilmişti.
Tren düdüğü çaldı, raylar titredi ve gitti yine,
Peronda sadece ben ve silikleşmiş bir tarih kaldık.
Ben her gün aynı saatte, aynı bankta bekledim;
Sen ise adımı unuttuğun bir şehirdesin.
Kayıt Tarihi : 16.08.2026 04:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
“Dördüncü Bank”, yıllar önce geri döneceğine söz veren sevgilisini aynı tren istasyonunda beklemeye devam eden bir insanın hikâyesidir. Mevsimler değişmiş, biletin üzerindeki tarih silinmiş, kasabadaki insanlar bile unutmuştur; fakat anlatıcı her gün aynı saatte aynı banka oturmayı bırakmamıştır. İstasyondaki her kavuşma ona kendi yarım kalan hikâyesini hatırlatır. Sonunda bekleyişin artık bir umut değil, bir alışkanlık olduğu anlaşılır. Trenler gelip gitmeye devam ederken anlatıcı hâlâ aynı yerde kalmıştır. En acı gerçek ise sevdiği insanın dönmemesi değil, belki de onu çoktan unutmuş olmasıdır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!