Anlamaz ki, hacıyı, hocayı.
Kara duman tüttürür, bacayı,
Başından eksik etmez, kıcıyı,
Aşında pişer, Kâbe şeytan’ı.
Dolanır çevrende, gitmez öte.
Sanki kabir gibi, öyle bir şey,
Anası, kızına kabri almış.
Ne şalvar, ne pantol, bu böyle ney.
Anası, kızına kabri almış.
Daracıktır, çatal avrat gibi.
İşte Böyle
Aza, kıymet verilse eğer.
Gerçek kula, verilir değer.
Hain oğul, babaya söver.
Ölünce anlar, kıymetini.
Ben, çirkine nasıl gideyim.
Varıp da, koynuna nideyim.
Bana, bir meme mi ver, deyim.
Ben istemem, öyle çirkini.
Üzerinde, kirli yeleği,
İsterim
Dünyada, her şeyle birlikte,
Hür olan, bir devlet isterim.
Düşmanlar gelince sınıra,
Korkmayan, bir millet isterim.
Seni yazmışlar, alnıma.
Yoldaş etmişler, canıma.
Hiç acımıyorsun, bana.
Nasıl kadersin, kaderim.
Seni silemem, yazımdan.
Kader
Kaderim, ben sana bağlıyım.
Sen kara dağsın, ben dağlıyım.
Bülbülsüz güllerin, dalıyım.
Hani nerde, benim güllerim.
On parmağında, on marifet olur.
Kendi ekmeğini, el’iyle bulur.
Birer de iş’leri, olsaydı nolur.
Çalışırdı, Kadirli’nin gençleri.
Kalplerinde olmaz, bir zerre hile.
Al kız’ıma, kurulmuş düğün.
Bir turp’un varsa, sende övün.
Eğer ki, yoksa, otur dövün.
Turp’uma, festival var bugün.
Yerse; Osmaniye, Kadirli,
Kalbin; Hemen verir kararı.
Hiç dinlemez, kârı zararı.
Der hal, yakalatır ceylanı.
Sevgi tutan, kalbin de mahkûm.
Gönlün okur, basar cezayı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!