Sıkışan, dolanır gelir başına.
Hürmet ederler, ihtiyar yaşına.
Kurban olurlar, gözüne, Kaşına.
Elinde Kuran’ı, dönderir hoca.
Ayetleri atıp, parayı tutar.
Hor Görme
Ne olur, selamımı geri çevirme.
Gül kapılarını, yüzüme dürme.
Öteyim dalında, beni hor görme.
Benimde olsun, konacak bir dalım.
İPSİZ USTA
Bir usta tuttum, bizim komşu köyden.
Aylardan ise Ramazan’dı, aydan.
İşine-emeğine, herkes hayran,
Eşek sırtında gelir, ipsiz usta.
Tutmuş san ki, azı diş’imden.
Köle gibi, götürür beni.
Atamam ki, onu içimden.
Bir işkence, bitirir beni.
Taş’lardan, taş’a çalaraktan.
Selam verirdim insan’lara.
Koşardım, düşerlerse dar’a.
Araya girdi, kara para.
İnanmaz oldum, insan’lara.
Göz’üm, insan’lara akınca.
İNTİKAM
Girdin içme, çıkmak bilmen.
Ağlarım, gözyaşımı silmen.
Ben ölmeyince, sen de ölmen.
Çok uğraştım ama bir türlü,
Seni, ezemedim intikam.
Yârim diyerek, sevdim seni.
Aşk’ın ile yaktın, sen, beni.
Cehennem’de, gövdemin teni,
Sen, benden de, daha beter ol.
Sevdan ile, görmüyor gözüm.
Güzel’ler, giriyor uykuma.
İstiyorum, binlerce kuma.
Hepsinden alıp, birer mama,
Dünya’da, gülmeyi istiyom.
Kimi sarışın, kimi esmer,
Hatırlıyorum, küçücük çocuktum.
Kötülülerden uzak, tertemizdim.
Güneş kadar, parlak ve sıcaktım.
Gülmek, eksik olmazdı, yanağımdan.
Cıvıl, cıvıl, oynardım çocuklarla.
Kabaksız sofraya da, sofra demem,
Kabak olmaz ise de, yemek yemem.
Kabağı görünce tumarım, komam.
Kabağı servim, Andırınlıyım.
Bal kabağının, pişme yemeğine.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!