Ömr-i Azizim,
Artık sabır hırkam parça parça, iradem hasretinin nârında mecalsiz bir köledir. Eskiden günde bir kez sığındığım bu beyaz sayfalar, şimdilerde sîneme dar geliyor; feryadımı zapt edemez oldum, artık kelimelerimi günde ikiye çıkarıyorum. Şafak sökerken mürekkebim kan ağlıyor, gece çökerken sitemim arşı titretiyor.
Sultanım, bir bilsen... Ömrümde ne böyle bir velvele işittim, ne de kalbimin böyle bir azapla muazzam bir bozguna uğradığına şahit oldum. Ben daha evvel acı nedir bilmezmişim; hicranın insanı parça parça eriten, nefesini boğazına düğümleyen bu dehşetli yüzüyle hiç tanışmamışım. İlk kez böylesine amansız bir fırtınanın ortasındayım ve ilk kez sînemin bu derece savunmasız, bu derece biçare kaldığını görüyorum. Günlük hayatın o hileli akışına devam etmekte zorlanıyorum. Gün ağarıp da mesuliyetlerimin başına geçtiğimde, gözyaşlarım hüzünlü bir infaz gibi sükûtla içime akıyor, kimseler görmüyor. Ruhum o kadar bitap ki, dünyaya dönecek ne bir mecalim ne de bir inancım kaldı. Kasvet, odamın duvarlarından sızıp ruhumu donduruyor.
Senin nasıl olduğuna, o nazenin sıhhatinin yerinde olup olmadığına dair küçücük bir havadis, o uzak deniz kenarından gelecek bir fısıltı duymak şu canıma can katmaya yetecekti. "İyidir" denseydi, bu çorak Kayseri topraklarında boynumu büker, kaderime razı olurdum. Lakin bu mutlak sessizlik, beni her gün yeniden imha ediyor. Senden bir haber alamamak, dipsiz bir kuyunun dibinde tek başına nefessiz kalmaktan farksız. Artık seni özlemek, o eski günlerdeki gibi kalbimi ısıtan zarif bir yâd ediş değil; sînemi her saniye daha derinden yırtan amansız bir işkenceye dönüştü.
Biz seninle, payitaht bahçelerinde dikkenine göğsünü yaslamış yaralı bir bülbül ile o kanla beslenen mağrur bir gül gibiyiz. Bu acı; bülbülün göğsüne batan o dikkenin açtığı yara değil, o yaradan sızan kanın bile gülün yaprağına değemeden toprakta kuruması acısıdır. Biz de birbirimize bir kere bile değemedik.
Mektubumu günde ikinci kez katlayıp, sana doğru esmesini dilediğim o hırçın çöl rüzgârına bırakıyorum. Bana sakın ağlama demeyesin. Bil ki nefesim; gözyaşlarım bu sayfaları büsbütün tüketmeden senden bir nefes, bir selam gelmezse, bu kasvet beni bu çorak topraklarda yutacaktır.
-Nisan
Nisan Mektuplar
Kayıt Tarihi : 5.06.2026 01:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!