kapkaranlık bir rüyaydı
bütünlüğüyle sevdiğim
sevdikçe kendimden verdiğim o rüya
Sarsarak uyandırdı beni aptal biri
Gözlerimi açtı kiniyle
Suçum yoktu gerçeklere tapmaktan başka
Sense savurdun tüm yalanları peşi sıra
Ortalıkta çok dolanmadım o günün ertesi
Anneme baktığımda savurdu yine nefretini
Şimdilerde öksüz başım yuva arar durur
ve artık gürültüleri işitemez oldu
çığlık çığlığa yasa boğuldu yarınki kadehi
ben senin doğunum diyordu karşımdaki deli
ben senin memleketinim
jargonu eskimeyen bir dille bağlanmış
ve çarptıranım yüreğini korkusuzca
daha az kalmayı dilerdim bazı yerlerde
kokular birikmiş teninde senelerce
dokunmamayı dilerdim
bazıları varken bile yokmuş
yanmışları hatırlatan görünüşler
yansımama küsmüşler
sil gözünden yaşını
al yanına sana bıraktığım tüm aşkı
götür bizi
hiç çiğnenmemiş kuralların
hiç geçilmemiş nehirlerin
soluksuz kaldım
asi rüzgarlarında alevlendim
bu karanlıkla başa çıkamıyorum
artık direnmeyi bırakıyorum
yıllarımı alan kafesimi terk ediyorum
bu deva değil ruhuma
beni eğer bırakacaksan
kahrol
bu umutsuzluğa düşürüp,
bir de kaçacaksan,
kırk bin yıl geçse de dönmeyeceksen
kahrol
acizim bu kadar yanmamalıydım
bir kusur olarak kalmamalıydım
karanlık rüyalarda boğuldum
el sürülen eski sevdalarda kayboldum
durakların adını unutursun
solan çiçekleri ezersin
Anlamımı arıyorum
Kal diyemeyenlerin diyarında
İnsanların içinden kıvrılıyorum
Uzaklaştığım şehirlere geri dönüyorum
Bir bilet parası paramla
Gideceğim yeri düşlüyorum
korkuyorum ya aradığın ben değilsem
arıyorum seni duyarsız her hecede
gözlerim açık gider seni görmezse
senin aşkın kaldı benim yüreğimde
kalbimi deldin gittin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!