Zaferin Hesabı Şiiri - Mustafa Alp

Mustafa Alp
814

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Zaferin Hesabı

zafer nedir bilir misin?
takvimde kırmızıya boyanmış bir gün değildir yalnız.
meydana iki bayrak asıp üç marş dinledikten sonra
ertesi sabah memleketi yine başkasına bırakmak hiç değildir.

zafer dediğin,
ayağında çarığı olmayan adamın
ayağının altındaki toprağı
dünyanın bütün çizmelerine vermeyişidir.

bir millet düşün, yorgun, yoksul, yaralı.
öyle yoksul ki cebindeki son kuruşu saysan
istiklal satın almaya yetmez.
ama öyle inatçı ki dünyanın hazinesini önüne döksen
esareti satın alamazsın.

birileri uzak masalarda cetveli koymuş anadolu'nun bağrına,
şurası senin, burası benim. demiş.
haritayı bölmüşler. toprağı bölmüşler.
milleti de böldüklerini sanmışlar.

hesapları düzgündü aslında.
bir şeyi unutmuşlardı.
toprak susar, sahibi susmaz.

ve anadolu bir sabah doğrulup.
ulan, ölmeden mirasımı hangi ara pay ettiniz?
diye sormuştu dünyaya.
işte mesele tam orada başladı.

bir adam vardı kocatepe'de.
ne başında taç, ne arkasında saltanat.
önünde düşman, arkasında yorgun bir millet.
adı mustafa kemal.

bazı adamlar makamından büyük görünür.
bazılarıysa makamı büyütür.
o, bir kayanın üstünde
anadolu kadar yalnız, anadolu kadar kalabalıktı.

26 ağustos sabahı.
güneş doğmadan toplar doğdu ufuktan.
dağların uykusu kaçtı. toprak titredi.
ve tarih eski hükmünü yırtıp boş bir sayfa açtı önüne.

çünkü o sabah iki ordu karşılaşmadı yalnız.
bir tarafta, bu millet bitti. diyenler vardı.
öbür tarafta,
ölmedik ki bitsin.diyenler.

savaş güzeldir demem.
diyenin de aklından şüphe ederim.
kurşunun şiiri olmaz. barut güzel kokmaz.
bir annenin kapısına gelen şehit oldu haberi
hangi makamda okunursa okunsun ağıttır.

ölen askerin cebinden kahramanlık destanı çıkmaz her zaman.
bazen bir mendil çıkar.
bazen annesine yazılmış yarım bir mektup.
bazen sevdiğinin fotoğrafı.
bazen de dönünce yapacağı şeylerin küçücük bir listesi.

işte savaş budur.
yarım kalan hayatların tamamladığı tarihtir.

ama biri gelip de senin evinin kapısını kırar, çık derse,
bayrağını indirip kendi bayrağını asarsa,
çocuğunun geleceğini kendi masasında paylaşırsa,
kusura bakma.

o saatten sonra teslim olmak barış değil,
korkuya verilmiş güzel bir isimdir.

30 ağustos
bir meydan muharebesinin bittiği tarih değildir yalnız.
o gün bir milletin boynuna geçirilmek istenen ip
celladın elinde kaldı.

anadolu kendi mezarının başından kalktı.
dünya şaşırdı.
çünkü cenazesine geldikleri millet
tabutundan çıkıp misafirleri kovuyordu.

işte zafer biraz da buydu.

fakat ey bugünün adamı.
çok kabarma.
sen kazanmadın o savaşı. dedelerin kazandı.
onların madalyasını kendi göğsüne takıp kahramanlık satmak kolay.

ben sana başka bir şey soracağım,
sen ne yaptın bu memleket için?

bayrağı öptün. güzel.
peki altında yaşayan insanı?
marşı söyledin. güzel.
peki susturulanın sesini duydun mu?

vatan diye bağırdın. pek güzel.
vergiden kaçarken de aynı yüksek sesle bağırdın mı?
devletin malına nasıl olsa devletin diye baktın mı?
yetimin hakkından bir lokma geçti mi boğazından?

işe geç gidip maaşı tam aldın mı?
sonra göğsünü gere gere
ben vatanseverim mi dedin?

yahu.
vatan senin nutkundan neylesin, ahlakına muhtaç.

vatan sevmek bayrak görünce ayağa kalkmaktır elbet.
ama yere düşen adamı görünce de eğilebilmektir.
vatan sevmek askere dua etmektir.
ama askerlik yapmayanın hakkını da yememektir.

vatan sevmek şehide ağlamaktır.
ama yaşayanı yaşadığına pişman etmemektir.

çünkü memleket dediğin yalnız dağ değildir, taş değildir, sınır değildir.
insandır.
insanını sevmeyen adamın toprağı sevmesi
biraz tapu sevgisine benzer.

ey siyasetçi.
şehidin mezarını kürsü yapma kendine.
o adam sen oy alasın diye ölmedi.

ey zengin.
bayrağı fabrikanın kapısına asıp
işçinin hakkını içeride bırakma.

ey fakir.
yoksulluğunu başkasının namusuna saldırmaya
mazeret sayma.

ey hoca.
çocuğa önce insan olmayı öğret.
ezberlediği tarihi yaşadığı ahlaka çeviremiyorsa
kaç savaşın tarihini bildiğinin ne önemi var?

ey şair.
sen de fazla böbürlenme.
vatan sen kafiyeyi tutturdun diye kurtulmadı.

bazı adamlar bir mısra yazdı diye ölümsüzleşir.
bazılarıysa adını yazmayı bilmeden
ölümsüz oldu bu topraklarda.

bir kadın düşün. kağnının başında.
kış. ayaz.
üstündeki örtüyü merminin üzerine sermiş.
kendisi üşüyor. mermi üşümesin diye.

şimdi gel de vatan sevgisini anlat ona.
güler sana.
çünkü bazı insanlar vatanı anlatmaz.
taşır.

omzunda, sırtında, kağnısında, karnındaki açlıkta.

isimlerini bilmiyoruz çoğunun.
ne fotoğrafları kaldı, ne heykelleri.
ama garip iştir, isimleri tarihten silinmiş insanların
izleri vatandan silinmedi.

şu bayrağın kırmızısını biraz yakından seyret.
belki hepsi oradadır.

mustafa kemal.

kocatepe'den bugünlere bir bakabilseydin,
bilmem bize ne derdin.
belki gururlanırdın. belki kızardın.
belki de uzun uzun susardın.

çünkü biz düşmanı denize dökmeyi öğrendik de
birbirimizi denize dökmeden yaşamayı
hala tam öğrenemedik.

sağcı olduk. solcu olduk.
bizden olduk. onlardan olduk.
bir tek aynı memleketin çocukları olduğumuzu
unutmakta anlaştık.

öyle bir hale geldik ki aynı bayrağın altında
birbirimize düşmanlık ediyor,
sonra bayrağın gölgesinde kardeşlik nutku çekiyoruz.

mezarlıklardaki adamlara sorsak.
sen hangi taraftansın? diye,
sanırım mezar taşları bile utanır.

belki biri toprağı yarıp.
biz size birbirinizi boğazlayın diye mi kurtardık burayı?der.

cevap veremezsin.
ben de veremem.

30 ağustos'u kutlayacaksan kutla kardeşim.
bayrağını as. marşını söyle.
çocuğunun elinden tut, meydana götür.
ama eve döndüğünde bayram bitmesin.

çünkü vatan sevgisi resmi tatil değildir.
31 ağustos'ta da lazım. 1 eylül'de de.
vergi verirken lazım. trafikte lazım.
sandıkta lazım. mahkemede lazım.
okulda lazım. pazarda lazım.
komşun senden değilken daha çok lazım.

çünkü insan kendine benzeyeni severken değil,
kendine benzemeyenin hakkını savunurken belli eder
hangi memleketin evladı olduğunu.

ey şehit.

sana nutuk çekmeye dilim varmıyor.
sen söyleyeceğini kanınla söylemişsin.
benim kelimelerim senin sessizliğinin yanında
fazla gürültü.

yalnız şunu bil,
bayrak hala gökte.
ezan hala bu göğün altında.
çocuklar hala türkçe kavga edip türkçe barışıyor sokaklarda.
anadolu hala bizim.

ama emanetine her gün layık olduğumuzu söyleyemem.
yalan olur.

bazen birbirimizi kırıyoruz.
bazen adaleti unutuyoruz.
bazen çıkarımızı memleketten büyük görüyoruz.
bazen senin uğruna öldüğün şeyi biz üç kuruşa harcıyoruz.

affet deme hakkım da yok.
çünkü ölünün affından önce
dirinin utanması gerekir.

ve sen çocuk.

bugün eline küçük bir bayrak verdiler.
sakın onu yalnız sallanacak bir bez sanma.
bir gün büyüyeceksin.

doktor ol. işçi ol. çiftçi ol.
öğretmen ol. mühendis ol. şair ol.
hiçbiri olamazsan iyi insan ol.

bu memleketin senden istediği ilk rütbe budur.

dedelerin öldü diye sen de ölmek zorunda değilsin.
tam tersine.
onlar sen güzel yaşa diye öldü.

oku. düşün. sor. itiraz et. üret.
yanlış gördüğünde konuş.
fakat haklı olduğunda bile zalim olma.

çünkü bir memleket yalnız düşman ordularıyla kaybedilmez.
cehaletle kaybedilir. adaletsizlikle kaybedilir.

ahlaksızlıkla kaybedilir. susarak kaybedilir.
bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyenlerin arasında
yılan yetiştirerek kaybedilir.

ve bazen tek kurşun atılmadan
koca bir vatanın ruhu yenilir.

işte sen buna izin verme.

sorarlarsa.
30 ağustos'u kim kazandı?

mustafa kemal de.
türk ordusu de. anadolu de.

ama unutma,
son ekmeğini bölüşen ana kazandı.
ayağındaki çarığı parçalanan asker kazandı.
kağnısına mermi yükleyen kadın kazandı.

adı hiçbir kitaba girmeyen mehmet kazandı.
dönmeyeceğini bile bile
dönerim ana, diyen çocuk kazandı.

ve en sonunda,
esir yaşamaktansa hür ölmeyi göze alan
bir millet kazandı.

şimdi sıra bizde.

bizden istenen süngü takıp hücuma kalkmak değil.
birbirimizi satmamak. adaleti eğip bükmemek.
çocuğun geleceğini çalmamak.
bu memleketin ekmeğini yiyip sofrasına ihanet etmemek.

çünkü vatanı kurtarmak bir neslin kaderiydi.
vatanı hak etmek her neslin borcudur.

30 ağustos sabahı bayrağa bakarken
yalnız geçmişle övünme.
aynaya da bak.

ve kendine sor

onlar bu vatan için öldüler.
ben bu vatan için nasıl yaşıyorum?

işte bütün mesele bu.

çünkü zafer.
düşmanı yenmekle başlar.

cehaleti, haksızlığı, korkuyu, menfaati
ve içimizdeki küçük hesapları yenemiyorsak
yarım kalır.

ve bilinsin ki.

bu toprak satılık değildir.
bu millet kiralık değildir.
bu bayrak süs değildir.
bu cumhuriyet bize gökten inmedi.

bedeli ödendi.
hem de makbuzu kanla kesildi.

o yüzden bugün başını kaldır.
bayrağa bak.
ve çok bağırmadan söyle

rahat uyu.

çünkü vatan sevgisi sesin yüksekliğiyle değil,
gerektiğinde neyinden vazgeçebildiğinle ölçülür.

zaferi onlar kazandı.

bize düşense öyle bir memleket bırakmak ki çocuklara,
bir daha hiçbir ana vatan kurtulsun diye
evladını toprağa vermek zorunda kalmasın.

işte o gün,
30 ağustos yalnız geçmişte kazanılmış bir zafer değil,
hakkı verilmiş bir emanet olacaktır.

30 ağustos zafer bayramımız kutlu olsun.

✍️

Mustafa Alp
Kayıt Tarihi : 31.08.2026 18:14:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!