Bir çamaşır gibi çıkarılır kirlenmiş duygular,
Yıkanır kokulu deterjanlarla makinelerde.
Koklanır; kalmış mı diye bir günah kokusu,
Asılır tek tek balkondaki iplere, renk renk...
Pahalı parfümlerle bastırılır bazen,
Yüreklerden yükselen o çürük kokuları.
Benden sakladınız da
Ayı, yıldızları ve güneşi;
Korktum mu sandınız yoksa
Zifiri karanlıktan?
Ama söndürmeyi unuttunuz
Ruhumda yanan mumları.
Kafesinden kaçar kanarya bir gün ,
Yağmur ,kar, rüzgar, aç kalmak umurunda olmadan ,
Daha önce hiç uçmadığı o cılız kanatlarına güvenerek ,
Çırpar kanatlarını , bir bilinmeyene doğru.
Kağıttan bir kayık yapmıştık,
İçinde yanlız sen ve ben
Açılmıştık, Issız bir limandan,
Bir gece yarısı
Geçmişimize el sallamadan ,
Kimseye veda etmeden
Kırkından sonra öğrenir insan,
Adam gibi sevmeyi,
Naz etmeden , utanmadan ,
Biraz acelecidir ,bilir vaktin kıymetini ,
Eskiden ağzından yutkunarak çıkan o heceler,
Boğazına düğümlenen , kelimeler,
Verilmemiş hesabım yok benim
Bu sevdadan yana,
Alnım açık , başım dik benim,
Bedelini hep severek ödedim,
Hem de kendimi yok edene kadar,
Sen karanlıklar da kalıpta korkma diye,
Bir varmış bir yokmuşuz,
“Evvel zaman içinde” çok sevmişim seni.
Sensiz yaşayamam derken,
Bir bakmışım “Kalbur zaman içinde”
Kaybetmişim seni ve o aşkı.
Tellal develerin diline düşmüşüm,
Bir vardık bir yoktuk, biliyorum,
"Evvel zaman içinde" çok sevdin sen beni.
Peki, o "kalbur zaman içinde"
Ne oldu da bize, nasıl kaybettik birbirimizi, biliyor musun?
Berber pireler fısıldadı her şeyi kulağıma,
(Kerem)
Bir varmış bir yokmuşuz,
“Evvel zaman içinde” çok sevmişim seni.
Sensiz yaşayamam derken,
Bir bakmışım “Kalbur zaman içinde”
Kaybetmişim seni ve o aşkı.
İçine mayınlar döşedim ben bir yüreğin,
Dışına dikenli teller çektim kimse girmesin. diye,
Duvarlar ördüm yüksek, aşılmaz ve kalın,
İçini benden başka kimse görmesin diye...
Kimsesizler mezarlığı gibi içim benim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!