Kopuşların da oldu senin,
Ayaküstü öpüp geçişlerinde beni.
Ortalığı kırıp döküp
Her yeri ateşlere verişlerinde oldu senin.
Valizini alıp çekip gidip,
Pişman olup geri gelişlerinde;
Hadi kalplerimizi toprağa gömelim bugün,
Pas tutmadan , küf kokmadan,
Göğsümüzün ortasında çürütmeden ,
Belki kök salar, yaprak açar yeniden ,
Gömelim toprağa vakti geldi , geçiyor,
Cemre düştü toprağa artık , geç kalmadan,
Duvardaki o guguklu saat geldi aklıma.
Bilirdi saat kaçta ,kaç kez öteceğini.
Üç oda ,bir salonlu evlerde,
Bilirdi herkes , saatin kaç olduğunu ,
Kimin kaçta nereye gidip , kaçta nereden geleceğini.
Söndü tek tek sokak lambaları, dediğim gibi,
Karanlığa gömüldü bizim o hüzünlü sokaklar.
Gitmedim, gidemedim, bir bülbül gibi tünedim dalına;
Geceden sabaha kadar bağrımı bu hasretin dikenine yaslayıp durdum.
O peşime taktığım sokak kedileri var ya,
Onlar da şahit oldu göğsümden sızan o sabır akan kırmızıya.
Hayatı bir sigara dumanının kıvrımında tanıdım,
Bir yudum kahvenin o kadim sıcaklığında,
Ve mukaddes bir elin dudaklarıma uzattığı o şefkatli kaşıkta.
Meğer ne büyük bir lütufmuş nefes almak;
Kuruyan bir boğazın hürriyetiymiş susadığında,
Kendi suyunu, kimseden dilenmeden, kendi ellerinle içebilmek...
Bir yük gibi yüklerler yüreğini;
İçinde dert, tasa, kara sevda...
Hem de ağzına kadar, tıka pasa.
Sırtına bir küfe, eline bir adres verirler,
Vurur gidersin bilmediğin yokuşlara.
Çıkar gidersin o yokuşları nefes nefese,
Sen o kokunu emanet bırakıp, buralardan çekip gideli,
İçimde bir çocuk buldum mahzun , ağlamaklı,
Hiç dinmedi o çocuğun hıçkırık sesleri yıllarca.....
Ve ben tek başıma, büyüttüm o çocuğu ,biliyor musun ?
O emanet bıraktığın kokunla avutarak......
Gözlerine bakarken , gönlüne düştüm,
Ben sandım , köşe bucak gül içinde ,
Neler yaktın sen böyle , bu yürekte,
Her yer duman , her yer is içinde,
Bak üstüm başım ,kül içinde ,
Kaç yıl oldu? Hiç saymadım
Tek hatırladığım mevsimlerden eylüldü.
Ama ayın kaçıydı... unuttum,
O gün unuttum ben saymayı ben anne,
Dünyaya geldiğim o odada uyurduk kışları hep.
Bir yürek düşünün , tam kırk yıl beklemiş,
Şairlerin hicivleri ile göğe çıkanların ,
Bir kıta şiir ile , toprağa gömülen insanların ,
Adalet terazisinin dirheminin, iki kelam olduğu ,
Yalanın gündüz ,hakkın gece kadar zifiri ,
Putların nefes kokusunun koktuğu ,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!