Gece sırtını dayamış dağların karasına,
Bir ben kalmışım bu ömür zindanında, bir de adının yankısı.
Yolunu kaybetmiş bir nehir gibiyim şimdi,
Mevsimlerden mülteci bir eylül çökmüş gözlerimin kıyısına,
Kuruyorum kendi sessizliğimde, kendi çaresizliğimde.
Dışarıda amansız bir kış, amansız bir kıyamet,
Duvarlar sessiz, duvarlar sağır.
Seni fısıldıyorum çatlak tuğlaların sızısına.
Hangi dağ rüzgârı uçurduysa saçlarının kokusunu,
Getirip bıraktı kalbimin en kuytu yarasına.
Bir turna uçsa gökyüzünde, kanadında senin adın,
Gözlerim yollarda bir tren yürüyüşü.
Şimdi hangi sokağa yağmur yağsa ben ağlıyorum,
Hangi patikaya baksam, ucu gurbete çıkıyor.
Sökülüp atılmış kelimelerim, bir dilsizim bu dünyada,
Ben şiiri o mağrur duruşunun gölgesinde öğrendim.
Sen ki coğrafyamın en kuytu yerinde,
Gece yarısı dağ köylerinde yakılan o ilk ışık gibisin.
Uzaklardasın gurbet sarar o ipeksi saçlarını,
Ama koca bir dağ gibi sığınıyorum o çocuksu özlemine.
Üzme kendini oralarda, ne olur üşütme içini.
Çünkü buralarda bir tek sen varsın avunduğum.
Adın dilimde bir yemin,
Yokluğun göğsümde dar bir kafes.
Yolunu gözleyen bu şehir yıkılsa da,
Ben beklerim yollarını hiç yormadan yorulmadan,
Eğer sen de yorulursan bu uzun bekleyişten,
Söyle kalbim, ben derdimi kime söyleyeyim?
Bilirim gülüm, gurbet dediğin amansız bir pusudur,
Bastığın toprak yabancı, içtiğin su elin suyudur.
Geceleri göğe baktığında aynı yıldıza düşsün gözlerin,
Yolunu kaybetme, o yıldız ki bizim sevdamızın uykusudur.
Sen orada göğsüne memleket hasreti sararsın,
Ben burada adını tesbih yapar, sabra sığınırım.
Takvimlerden yapraklar düşer, ömürden can eksilir,
Her solukta bir parça daha biter bu fani beden.
Ama içimdeki o eski yangın sönmez, usul usul harlanır,
Çünkü sevda, gurbet büyüdükçe koca bir dağ olur.
Varsın ketum duvarlar yıkılsın, varsın zindanlar çöksün,
Gözlerimin kapısında hâlâ senin ayak izlerin.
Şimdi hangi rüzgâr esse uzaklardan, senden bir muştu ararım,
Bir fısıltı, bir esinti, belki saçlarının o tanıdık kokusu.
Yüreğimin en kuytu, en derin yarası sızlar da,
Yine de "başım üstüne" der, bu kutsal nöbeti tutarım.
Geleceksin bilirim, dağların karı eriyip, nehirler yatağını bulduğunda,
Turnalar göç yolundan dönüp, şu yıkılan şehre konduğunda.
Üzme beni oralarda, gözümün nuru, sığınılacak koca dağım.
Kendine iyi bak ki, döndüğünde bende eksilen ne varsa seninle tamamlayayım.
Çünkü sen bu dilsiz şairin en mağrur, en güzel mısrasısın,
Ve bu can, senin elinden bir yudum su içene dek,
Bu yangının ortasında, sessizce ve sadakatle seni bekleyecek.
Kayıt Tarihi : 26.06.2026 12:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!