Yıldızsız gecelerin birinde, ay yüzlü yalnız bir kadın,
Sıcacık ellerinde soğuyan bir fincan kahvenin ardında,
Babasının ellerinden sıkıca tuttuğu bir anı yaşıyor;
Yanaklarında birkaç damla kar, tir tir titriyor.
Oysa ısınmak istemişti gençliğin o ilk yangınında.
Meğer verilen sözler tutulmadığında,
Adım attıkça daralan, nefes aldıkça eksilen...
Hayat, tüm yönlerde acı dolu bir labirentmiş.
Dışarıda rüzgâr pencerenin camını tıklıyor,
Kulağına yine o melankolik şarkıyı fısıldıyor.
Korkuyor uçuruma açılan pencereyi açmaya;
Açsa zifiri karanlık, kalsa parça parça eksilmek.
Kulağında çınlıyor belirsizliğin ayak sesleri,
Korku, bir sis gibi inmiş salonun halılarına.
Bir duvardan diğerine seken o tanıdık sorular...
Yanıtlar erişilmez, dur duraksız bir serseri.
Akrep çıldırmanın eşiğine yaklaşırken anbean,
Saatler önce aldığı o küçük uyku hapı yetişiyor imdadına.
Burnunda yastığından yayılan keskin amberin o dilsiz huzuru...
Bir sonraki geceye sessizce söz verirken usulca kapanıyor gözleri.
Kayıt Tarihi : 2.09.2026 02:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!