Yoruldum ben ciğer parem
yaşta kırk beşi geçti zaten
bir rüyaydı hayat geldi geçti
anlamadan doldu vadem
ömrümün en güzel günleri
senin yamacında geçti
Dönüşü olmayan yolların
yorulmak bilmez yolcusu
sen ki kaburgalarının altında
güneşin bile esirgediği
ışıksız bir yürek taşımaktasın
Mefistofeles'in yaverine uşaklık
Ağaçlara bağlayıp
Çaprazdan kestiler
kolları bacakları
Ayırdılar kadın çocuk
Genç yaşlı demeden
Gövdeden başları
Ne çok yalanını yakaladım
bakma yüzüne vurmuyorum
tebessümüm aldatmasın
artık seni duymuyorum
imkanı yok sensiz olamam diyordum
yanılmışım artık seni sevmiyorum
Kabuslar gördüm
uyandım ateşler içinde
ben en çok korktuğumda
hissederim yalnızlığı
yalanı gördüm
ihaneti gördüm
Bir senin yanında küçüğüm
sanki hiç büyümüyorum
yetişmem gereken güzel günler vardı
yetişemeden gidiyorum
anne ben erken ölüyorum
oysa yüreğim kıpır kıpır
ANNEM
Aden bahçesinde solar mı gülün
Yeşil bir deniz mi yoksa bağzarın
Bilmem yağmurlu mu mavi mi göğün
Sıcak mı soğuk mu orda baharın
Dağların gölgesinde mi uyursun
Önce usul usul dokundu
sonra bir güzel taradı saçlarını
gülümsedi bir şarkı mırıldadı
okşadı okşadı başını
iki damla yaş döküldü
iki inci tanesi
Bahçesinde kara dut ağacı
duvarları kara tuğla
küçücük iki göz oda
yetmişlerin ortasında
küçüktüm çok küçük
kiracıydık Bursa'nın Yıldırım ilçesi
Hayatımda gördüğüm en güzel kadınsın
daha önceki hayatlarımda da
senden güzelini görmedim
duymadım da
bütün atlarım yorgun
üzengisiz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!