İnsan bazen kendine öyle büyük sözler veriyor ki...
“Bir daha güvenmeyeceğim” diyor,
“Bir daha kimseyi bu kadar sevmeyeceğim” diyor.
O cümleleri kurarken de gerçekten inanıyor buna.
Çünkü o sözleri veren insan, sevmenin ne kadar güzel olduğunu değil;
Kaybetmenin ne kadar can yaktığını hatırlıyor.
Ben de öyleydim.
Hayatım boyunca en büyük yaraları, en güvendiğim insanlardan aldım.
Çocukluğumdan bugüne kadar taşıdığım her yük,
Her hayal kırıklığı, her kırgınlık bana aynı şeyi öğretti:
Kimseye bu kadar yaklaşma...
Çünkü en yakının, en çok canını acıtıyor.
Sonra hiç beklemediğim bir anda biri çıktı karşıma.
Ne duvarlarımı yıkmaya çalıştı, ne de bana “Güven” dedi.
Sadece sabırla bekledi.
Ben konuştum, dinledi.
Sustum, yine dinledi.
Ben kelimelerle anlatmaya çalışırken o, sessizliğimi bile anladı.
Ve fark etmeden o kocaman duvarların arasında küçücük bir pencere açıldı.
Şimdi dönüp kendime bakıyorum da...
Ben aslında yeniden sevmekten korkmuyormuşum.
Çünkü seviyorum.
Hem de uzun zamandır hissetmediğim kadar içten,
Uzun zamandır kimseye hissetmediğim kadar derin.
Beni korkutan şey sevgi değil.
Beni korkutan şey, bu kadar güzel hissedilen bir duygunun bir gün bitme ihtimali.
İnsan neden en mutlu olduğu anlarda bile geleceği düşünür ki?
Neden “Bugün ne kadar güzel” demek yerine, “Ya yarın olmazsa?” diye kendini yoruyor?
Belki de geçmiş, insanın peşini kolay kolay bırakmıyor.
Geçmişte kaybettiklerin, bugünkü mutluluğunun bile kapısını çalıp “Çok alışma” diyor.
İşte ben de tam bununla mücadele ediyorum.
Bir yanım onunla geçirdiğim her anın tadını çıkarmak istiyor.
Gözlerine bakmayı,
Anlattığı şiirleri dinlemeyi,
Kahvesini bahane edip beni görmeye gelişini,
Uykusuz hâliyle bile “Seni göresim geldi” deyişini,
Bana bakarken gözlerinin içinin gülmesini ömrüm boyunca unutmamak istiyor.
Diğer yanım ise bütün bunları yaşarken bile kendi kendine sorular soruyor:
“Ya bir gün biterse?”
Sonra duruyorum...
Ve kendime kızıyorum.
Henüz yaşanmamış bir vedanın yasını neden bugünden tutuyorum?
Henüz elimde duran mutluluğu neden kendi korkularımla gölgeliyorum?
Belki de sevmek, biraz da cesaret istiyor.
Çünkü sevgi; yarının garantisini almak değil, bugünün kıymetini bilmeyi seçmekmiş.
Ben yarın ne olacağını bilmiyorum.
Hiçbirimiz bilmiyoruz.
Ama bildiğim tek bir şey var:
Bu duygunun bana yeniden okumayı sevdirdiği...
Yeniden kalem tutturduğu...
Yıllardır küstüğüm satırlarla beni yeniden barıştırdığı...
Demek ki bazen insanın hayatına giren en güzel kişi,
Sadece kalbine değil; unuttuğu kendisine de dokunuyormuş.
Belki korkularım hemen geçmeyecek.
Belki yine bazen içim ürperecek.
Ama ilk kez korkularıma rağmen kaçmak istemiyorum.
İlk kez, sonunu düşünmeden bir hikâyenin içinde kalmayı öğrenmek istiyorum.
Çünkü anladım ki...
İnsan bazen bir başkasını severken değil,
Yeniden sevebildiğini fark ettiği anda iyileşmeye başlıyor.
Kayıt Tarihi : 31.07.2026 05:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Geçmiş, insana korkmayı öğretirken; bazen hiç beklemediğiniz biri yeniden sevebilmeyi hatırlatıyor. Bu satırlar, sevginin güzelliğiyle kaybetme korkusunun aynı kalpte nasıl yan yana yaşayabildiğinin küçük bir tanıklığıdır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!