Sabaha kadar yağmur yağdı
Penceremin camına hüzün değdi
Bir nehir gibi süzüldü damlalar
Yarım bir buğuyla sadık kaldım seyre
Yapraklarda yağmurun hışırtısı vardı
Sabaha kadar sesini, şarkısını dinledim
Kimseler bilmedi kalbimdeki ateşi
Gizlice baktım gözlerine
Ellerini korkarak tuttum düşlerimde
Kimse bilmedi senin ardına düşen hayallerimi
Hep başka limanlara demirledin
Başka kentlerden aldın sevgileri
Sen şair misin abi?
Hani yağmur yağdığında yavaş yavaş, ıslanarak evine giden
Kuru bir soğan, üç beş zeytin ve bir ekmekle idare eden
Sen şair misin abi,
Ağaçları bin bir renkle süsleyen
Dağlara kar yağdıran
Rüzgarın ardına takılan bir umut gibi
Islattım Cebeci’nin boş sokaklarını gözlerimden geceye akan yaşlarla,
Sensizlik bir yara içimde
Ölüme giden bir mahkumum
Söyleyecek sözüm sensin
Ama
susuzluktan kurumuşken dudaklarım
damağım bir savaş alanına dönmüşken acıdan
bir damla su
küçük bir pınar serinletti yüreğimi
başında el ense uzanırken
hayaller doldu içime
Perdelerden düşüyor rüzgar
Pencerem uzaklara bakıyor
Yol yordam bilmeden ilerliyor bakışlarım
İki düşünce arasında fiilleşiyor cümlelerim
Hep bir ırmak geçiyor içimden
Uzanamadığım bir coğrafyanın serinliğiyle akıyor
Şehri eşkıyalar bastı bu gün
Bütün aşkları mühürlediler yüreklerde
Sevmek yasak
Sevilmek yasak
Bütün sevgi sözcüklerini kaldırdılar şiirlerden
Belki de sana demem gerekenler hep yarım kaldı
Öylesine isyankarsın ki ruhuma karşı
Sana “Benim sevgim kadar gaddar; kendi sevgin kadar yalansın” demek geliyor içimden
Düzenbaz bir yarına evrenin kıyametlerini sararken bedenin, gitmek dedin, durdum.
“Seni ben ellerin olasın diye mi sevdim”
Bir hiç uğruna bıraktın geride kalanları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!