Ellerini tutunca başlıyor asıl coğrafya,
haritalar susuyor, yollar içime dönüyor.
Bahardan yaza evrilen
o muazzam telaşın içinde
bir çiçek daha açıyor sanki dünya.
Gözlerinde ortalık ışıyor,
kuşlar rengini sabaha kuşanıyor.
Kanat sesleriyle uyanıyor balkonlar...
Gökkuşağı bile utanıyor
bu kadar renge yetişememekten.
Dünya diyorum,
dünya ne güzel yer,
sen yüzünde hayatı taşıyınca.
Kapıda tanıdık bir mırıltı,
bir pazar bereketi…
Sokağın kadim kedisi
kahvaltıdan payını istiyor yine.
Biz gülümsüyoruz.
Çünkü bazı alışkanlıklar
evin sessiz duaları gibi.
Çay henüz demleniyor,
acelemiz yok.
Ekmek kokusu yayılıyor mutfağa,
güneş masanın kenarına ilişmiş bile.
Zamanı büküyoruz...
Konuşmadan anlaştığımız
o huzurlu anlarda.
İçimde bir nehir duruluyor,
kırgınlıklar köpüğünü bırakıp
uzaklara akıyor.
Ne dün yetişebiliyor bize,
ne yarın telaşını sokabiliyor içeri.
Bugün güzel bir pazar planımız var:
biraz yürümek,
biraz susmak,
biraz gülmek kendiliğinden.
Belki bir ağacın gölgesinde
hayatı hafife almak,
belki de hiçbir yere varmadan
birlikte iyi hissetmek.
Yaşam güzel be gülüm,
yaşam büyüleyici.
Küçük bir ekmek kokusunda,
demini bulan çayın buğusunda,
kapıdaki kedinin sabırlı sesinde,
ellerinin ellerimde
dünyayı yeniden başlatan o sıcaklıkta.
Bugün yolların yönü sevgiye çıkıyor,
bütün sokaklar bizim için yıkanmış sanki.
Güneş vuruyor masaya,
içimiz huzur.
Ellerin ellerimde…
Daha ne ister ki insan
bu büyülü pazar gününde?
Kayıt Tarihi : 7.06.2026 11:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Ben bu şiir bir pazar sabahında yazdım. Herkese de mutlu pazarlar diliyorum. Bugün hikayeyi kısa tutacağım, çünkü kahvaltı soğuyor.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!