İnsanoğlu doğumdan ölüme yol üzeredir
Karanlık geçitler vardır düşüp kalktığımız
Yürürsün nereye gideceğini bilmeden
Yüksek geçitlerden nehir gibi aktığımız
Yağmur olursun kar olursun bulut görmeden
Sessiz bir çığlığın yankısı olursun
Kimseler duymaz sesini
ashabı kehf mağarasında nefessiz uyursun
Bu dünya bir yoldur uzun görünür
Kıtalararası gezindiğin küçük bir köydür
Deniz görmeyen çocuk gönlünde deryalar taşırdım
Asırladır uyanmamış dostlarla seni görüp şaşırdım
Ekmeğine katık olan zeytine şükreden derviş
Şeyhinin kapısına adem olup serilmiş
Uzadı çiçekler yaprakları göğü kapladı Bulutlar zikir halinde gözyaşları durmadı
Sokaklarda aç bı aç dolandı yargıç derviş
Sanki yanan bir mum gibi zem zem erimiş
Adaletin terazisi katmer katmer katlanır
Yargıç derviş suskun gibi parmaklıklara saklanır
Halklar zulüm görüyor dervişler dua ediyor
Zulme boyun eğen kıtmir kimden medet bekliyor
Dergahına bir minder sermiş bir lokma birde hırka
Günahlardan arındırmış tövbe edip ağlayınca
Cübbesinden sakalına tesbih tesbih zikirlenir
Duayı şaşırdıkça dergahlarda şekillenir
Kuş sütünden eksiksiz kurmuşlar sofrasını
Davetsiz mi geldi ki uzaklaştırdı softasını
Dualar da yakardılar fakirler doysun diye
Oturmaktan vazgeçmedi altın varaklı mindere
Herkes cennet derdinde vicdan farklı kalıpta
Damla damla gözyaşı aç kalmış bir çocukta
Her yer savaş çığlıkları Tanrı adına ölümler
Kadın çocuk demeden öldürdüler teker teker
Yaşatmak neden bu kadar zor neden tanrı ölüm ister
Binlerce adsız çiçek bahçelere serildiler
İlmek ilmek işlediler kalbin gerçek aynasını
Şükür dua ile donattılar derviş yargıcın sofrasını
Saraylar saltanatlar ihtişamlar sizler için
Hastalıklar ölümler açlıklar bizler için
Alkışladılar zulmünü dervişlerin yargıcını
Adaletten şaşmaz diye verdiler hakkın kılıcını
Görmeden savurdu haklar öldü birer birer
Tekkelere konuldu yargıçlardan soyulan cübbeler
Hak hukuk adalet demokrasi yok edildi
Şirazenin terazisi günahlardan delindi
İnsan zulüm sesine kulak tıkayıp sustu
Seccadeler camilerde serilmiş mazlum postu
Alınlar kan tutmadı mı varınca sessiz secdeye
Sokaklar inletilsin mazlumu ezen zalim diye
Sararmış yapraklar bıraktı kendini toprağa
Hışırtısı duyuldu yürürken üzerinde bir kaplumbağa
Milyonlarca geçen yıllar saltanatlar zorbalar
Zulmüne boyun eğdiren saraylarında krallar
Havralarda dualar kitaplarda ölümler yazıyor
Küçük küçük çocuklar bebek mezarları kazıyor
Ağlıyor açlığa sütler kesildi memeden
Cehennemi yaşattılar yaşayanlar ölmeden
Sokaklarda karanlık bir sis geceler uykusuz
Nehirler taşmış ama dudaklar hala susuz
Taşlar kutsal ama insan murdar sokakta
Öldürmek için yemin var ağladıkça duvarda
İnsan sevmeyenler taşlar öpüyor kutsal diye
Tanrı bir çocuk veriyor el değmemiş bakireye
Asıyorlar çarmıha Tanrıya kurban verdiler
Sonra Tanrı adına bir seccade serdiler
Kanlar aktı çocuktan ekmeklerini doğradı
Kıyametler koparken hala İsa doğmadı
Neden öldürürsünüz kutsal ruh adına
Sizler kıymadınız mı o tapılan kadına
Yaratılan tanrılar hepsi ölüm istiyor
Mesihler mehdiler kimi kimden gizliyor
Çocuklar kadınlar esirlendi kul kula
İnsan yaşayamazmıydı kötülükler olmasa
Saltanatlar kurulmuş açlar için dualar
Kalpleri mühürlendi mürted oldu softalar
Kötülükler şeytanın şerrinden doğmuyor
Ah bu günahsız Tanrı ölümlere doymuyor
Göğe kaldır başını sana bakan mı var
Sonsuz gezegenler birde ağlayan bulutlar
Ağlıyorlar durmadan gözlerden kan akıyor
İnsan sevmezler ama taşa ağaca tapıyor
Niye bu kininiz insandan kutsal ne var
Kıyametler koparken göğü tutacak mı çocuklar
21.09.2024
Kayıt Tarihi : 11.05.2026 17:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!