Yorgunum be usta, hem de öyle bir yorgunluk ki bu,
Kemiklerime kadar işlemiş, ruhumu sarmış baştan aşağı.
Ne adım atacak derman bıraktılar dizlerimde,
Ne de bir insana inanacak heves bıraktılar içimde.
Kime elimizi uzattıysak, ilk darbeyi oradan yedik,
Her defasında dürüst kaldık ama yine yaranamadık be usta...
Açtılar içlerini, ne kadar sırları varsa döktüler önüme,
Aman kimseden duymasınlar dediler, namusum gibi tuttum.
Bir gün olsun başlarına kakmadım bildiklerimi,
Gidip bir başka insana satmadım onların o gizli hallerini.
Ama gün geldi, kendi yüklerini unutup bana sırt döndüler,
Sırlarını sakladığım adamlar ilk fırsatta beni sattı be usta...
Sırtıma dert yüklediler, sesimi çıkarmadan yuttum hepsini,
Bize yakışmaz dedik, sitem etmeyi bile ayıp saydık.
Kendi acımızı unuttuk, onların derdine derman olmaya koştuk.
Ağladılar, gözyaşlarını sildik kimseden bir şey beklemeden;
Düştüler, ellerinden tutup kaldırdık kendi gücümüzle.
Ama biz düştüğümüzde arkamıza bakacak tek bir gölge bulamadık...
Gel dediler, gece demedim gündüz demedim koştum yollarına,
İşim var demedim, yorgunum demedim bir an bile duraksamadan.
Onların bir tek "yetiş" lafına bütün dünyayı karşıma aldım,
Her zor anlarında ilk yanında buldukları insan ben oldum.
Ama benim bir defa başım sıkıştığında,
Herkes birer birer sırra kadem bastı be usta...
Ne yapsak yaranamadık şu çıkar dünyasındaki insanlara,
Meyve veren ağaç misali hep taşlandık kendi dürüstlüğümüzle.
Çok mu bir şey istedik sanki bu fani ömürden?
Sadece bir zerre vefa, bir zerre dürüstlük aradık kimsede bulamadığımız.
Ama anladım ki iyi niyetin adı saflık olmuş bu devirde,
Sessizce katlanmanın adı da çaresizlik yazılmış hanemize...
İçimdeki o eski heyecan sönüp gitti birer birer,
İnsanlara olan o temiz inancım parça parça kırıldı.
Şimdi ne kimseden bir medet umacak halim kaldı,
Ne de bir başkasının derdini omuzlayacak gücüm.
Kendi kabuğuma çekildim, kendi sessizliğime büründüm;
Çünkü yorulmak bile hafif kalıyor bu yaşadıklarımın yanında...
Yine de eğmem boynumuzu, varsın yaranamasın bu dürüst yürek,
Biz adam gibi yaşadık bu hayatı, kimsenin ahını almadan.
Sır saklamayı da bildik, dert yutmayı da, yollara düşmeyi de...
Eğer kaybetmek buysa bu dünyada,
Biz dürüstçe kaybetmeyi, sahtekarca kazanmaya tercih ederiz.
Varsın onlar kazandık sanıp sevinsinler kendi ucuz dünyalarında...
Duygusuz Şair olduysam sebebi işte bu vefasızlıktır usta;
Tuttuğum sırların, yuttuğum dertlerin altında ezildim.
Şimdi kilit vurdum içimdeki o merhametli kapılara,
Çünkü ben bu hayatta bir tek kendi iyi niyetimden yenildim...
***
Şair: Duygusuz Şair
Yazım Tarihi: 2026
Telif Hakkı: © Bu eser ve tüm telif hakları Duygusuz Şair'e aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden paylaşılamaz, çoğaltılamaz ve kullanılamaz.
Kayıt Tarihi : 9.08.2026 23:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!