Keşke gelsen
Zaman yorgunu kadife çiçeğine
Nasıl konarsa kahverengi kanatlı kelebek
Baharı getirsen mor kelebeklerle
Dalgın bakışlarıma
nerede yeşerecek baharın ilk nergisi
kim bilecek
kim bilecek seni kaybettiğim günün ilk akşamında
hangi yıldız hangi yöne kayacak kim bilecek
nasıl unutacağım seni dahası
kim bilecek bunu da
Aynı kuşun iki kanadıydık biz
Rüzgara karşı açılan
Direndik bizi ayrılığa savuran zamana
Uçurumlar vız geldi bize uzaklar hiç
Ne zaman değdiysek birbirimize
Ne kadar benziyor kalbime sazım
Kim çalarsa hemencik titreyiverir
Bilmez ona kimin ses verdiğini
Sırlarını birden söyleyiverir
Kucaktan kucağa gezinir durur
Yeryüzünde cennet dense yeridir
Bulunduğun diyar ne kadar şanslı
Ya melektir yüzün ya da peridir
Baktığın aynalar ne kadar şanslı
Gül açar isminle dikenli bağlar
Hiçbir şey istemem senden
Sevsem seni yeter bana
Esirgeme bunu benden
Sevsem seni yeter bana
Sen hiç tasalanma n'olur
Tarihi geçmiş yırtık bir afişim
Kimse dönüp bakmaz kirli duvarıma
Bana yılın her vakti bir
Ha hazan ha ilkbahar
Yırtk pırtık bir kağıdım
Uçmayı öğrenen serçeler gibi
Kanat çırpıp durur zavallı kalbim
Düştüğü yer ıssız kör kuyu dibi
Kara göz sevdaya düşme sebebim
Gecenin sabahı gördüğü vakit
Kırıp parça parça edesim gelir
Kalem defterime beni yazıyor
Nokta bilmez derde virgülü bilir
Tertemiz yüzüme beni yazıyor
Ben yorulur dedim daha çok azdı
İsmi İstanbul olmasaydı bu şehrin
Ağaçların saçlarından esinlenip sabah rüzgarı
Baharı taşır mıydı kadeh kadeh lalelerle
Buluşur muydu altın saçlı çocukların mavi gözlerinde
Dalga dalga boğaz
Bulut bulut sema




-
Sadık Yiğit
Tüm Yorumlarsevgili dostum bende yazıyorum nacizane senin şiirlerini de okudum ve okurken bir çoğundan keyf aldım yüreğine sağlık şiirlerini imini kullanarak pay yapacağım